09-28-2008, 03:46 PM
>>>BU KADAR SEVEBİLİRMİSİNİZ?
>>>
>>>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez... Biri tıpta
>>>okuyordu,öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere,
>>>bir
>>>kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan,
>>>aynı otobüse bindiler.Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle
>>>konuşacak
>>>cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de
>>>her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı
>>>arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise
>>>ablasında... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah
>>>erkenden evlerinden çıkıp,
>>>
>>> şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına
>>>geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
>>>Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok
>>>mutlu...Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı
>>>kenetlenmişti ki
>>>
>>>yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor
>>>getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar
>>>olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara
>>>yenik
>>>düşen,banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha
>>>da
>>> kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden
>>>değildi
>>>onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de
>>>büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir
>>>tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların
>>>bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler
>>>hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için
>>>ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam "Hayır, ben senin için
>>>ölürüm" diye yanıt verirdi hep...
>>>
>>> Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın,
>>>"Bir
>>>tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak..." Kütüphanenin ikinci rafında
>>>başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok
>>>sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu
>>>notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek,
>>>kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla
>>>karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....
>>>Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun
>>> hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama
>>>kırklı
>>>yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler.
>>>Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye
>>>başladı.
>>> Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde
>>>görev
>>>aldı.Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde
>>>dolaşırken,
>>>harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan.
>>>Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır,
>>>harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan,
>>>martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..."
>>>“Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?" diye yanıt Verdi adam.
>>> "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım
>>>emlakçıyı... Kaç
>>>para olursa olsun, burası bizimdir artık..."
>>>Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor
>>>oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular
>>>telefonla.Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün
>>>sonra,kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu
>>>görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için,
>>>sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç
>>>beklemediği
>>>bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi
>>>unut..."
>>> Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı,
>>>daha da
>>>çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini
>>>söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne
>>>olur
>>>anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve
>>>sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça,
>>>beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu
>>>yüreği...
>>>
>>> Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının
>>>birlikte
>>>geçtiği
>>>arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek
>>>zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş
>>>yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her
>>>öğlen.Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."
>>>"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı
>>>kadın.Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi
>>>gün,öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce
>>>ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden
>>>aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen
>>>evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...
>>>Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak,
>>>bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her
>>>şeyi.
>>>İnkar etmedi adam.
>>>
>>> Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa
>>>geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve
>>>bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez
>>>kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...
>>>İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son
>>>bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya
>>>çalıştı
>>>kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi.
>>>Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri
>>>geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan
>>>nefretin alması için dua ediyordu.Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı
>>>olduğu söylenen zaman bile,kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah,
>>>ısrarla çalan zilin
>>>sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya
>>>ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen,
>>>içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın.
>>>Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir
>>>şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü.
>>>Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve
>>>yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını.
>>>
>>> Buna dayanamayacağını, hep söylediğin
>>>gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden
>>>uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi.
>>>Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını
>>>yaydı.
>>>Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu.
>>>Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,
>>>bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi
>>>istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu
>>>kadın.Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı
>>>neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu
>>>kutuda.İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem"
>>>diyordu...Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç
>>>vazgeçmedim",
>>>"Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat
>>>benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim
>>>için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir
>>>anahtar olduğunu gördü kadın...
>>>
>>> Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:
>>>"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman
>>>terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...
>>>
>>>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez... Biri tıpta
>>>okuyordu,öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere,
>>>bir
>>>kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan,
>>>aynı otobüse bindiler.Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle
>>>konuşacak
>>>cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de
>>>her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı
>>>arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise
>>>ablasında... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah
>>>erkenden evlerinden çıkıp,
>>>
>>> şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına
>>>geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
>>>Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok
>>>mutlu...Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı
>>>kenetlenmişti ki
>>>
>>>yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor
>>>getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar
>>>olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara
>>>yenik
>>>düşen,banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha
>>>da
>>> kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden
>>>değildi
>>>onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de
>>>büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir
>>>tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların
>>>bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler
>>>hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için
>>>ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam "Hayır, ben senin için
>>>ölürüm" diye yanıt verirdi hep...
>>>
>>> Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın,
>>>"Bir
>>>tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak..." Kütüphanenin ikinci rafında
>>>başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok
>>>sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu
>>>notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek,
>>>kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla
>>>karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....
>>>Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun
>>> hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama
>>>kırklı
>>>yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler.
>>>Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye
>>>başladı.
>>> Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde
>>>görev
>>>aldı.Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde
>>>dolaşırken,
>>>harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan.
>>>Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır,
>>>harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan,
>>>martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..."
>>>“Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?" diye yanıt Verdi adam.
>>> "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım
>>>emlakçıyı... Kaç
>>>para olursa olsun, burası bizimdir artık..."
>>>Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor
>>>oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular
>>>telefonla.Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün
>>>sonra,kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu
>>>görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için,
>>>sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç
>>>beklemediği
>>>bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi
>>>unut..."
>>> Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı,
>>>daha da
>>>çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini
>>>söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne
>>>olur
>>>anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve
>>>sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça,
>>>beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu
>>>yüreği...
>>>
>>> Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının
>>>birlikte
>>>geçtiği
>>>arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek
>>>zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş
>>>yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her
>>>öğlen.Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."
>>>"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı
>>>kadın.Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi
>>>gün,öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce
>>>ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden
>>>aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen
>>>evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...
>>>Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak,
>>>bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her
>>>şeyi.
>>>İnkar etmedi adam.
>>>
>>> Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa
>>>geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve
>>>bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez
>>>kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...
>>>İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son
>>>bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya
>>>çalıştı
>>>kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi.
>>>Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri
>>>geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan
>>>nefretin alması için dua ediyordu.Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı
>>>olduğu söylenen zaman bile,kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah,
>>>ısrarla çalan zilin
>>>sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya
>>>ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen,
>>>içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın.
>>>Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir
>>>şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü.
>>>Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve
>>>yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını.
>>>
>>> Buna dayanamayacağını, hep söylediğin
>>>gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden
>>>uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi.
>>>Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını
>>>yaydı.
>>>Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu.
>>>Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,
>>>bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi
>>>istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu
>>>kadın.Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı
>>>neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu
>>>kutuda.İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem"
>>>diyordu...Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç
>>>vazgeçmedim",
>>>"Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat
>>>benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim
>>>için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir
>>>anahtar olduğunu gördü kadın...
>>>
>>> Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:
>>>"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman
>>>terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...


...