Pelin Karahan Fan

Tam Versiyon: Ses Bilgisi
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Ses titreşebilen bir maddenin (ör. Gerilmiş bir tel) gerekli enerjiyi sağlayan bir uyarıcı tarafından harekete geçirilmesi ile oluşur. Bir titreşimin tamamlanması için gereken süreye ise “periyod” denir. Bu, titreşen maddenin yapısına göre farklılık gösterir. Bir saniyelik süre içinde oluşan titreşim sayısına “frekans” denir. Frekans birimi hertz (Hz) dir. Buna göre saniyede 50 kez titreşim yapan bir sistemin frekansı 50 Hz’dir. Frekans büyüdükçe; ses tizleşir (incelir), periyod küçülür. Frekans küçüldükçe; ses pesleşir (kalınlaşır), periyod büyür. Bir sesin dikliği (yani pesliği ya da tizliği) müzikte perde ile ifade edilir. Yani perde, frekansın müzik dilindeki karşılığıdır. Verilen enerjinin miktarı, bir titreşimin tamamlanması için gereken süreyi ve dolayısıyla frekansı değiştirmekte, sadece titreşimin denge konumuna olan uzaklığını (genliğini) yani sesin miktarını (gürlüğünü) değiştirmemektedir.

Sesin, perde ve gürlükten başka bir diğer özelliği de tınısı (rengi) dır. Herhangi bir sesin tınısını, onun farklı frekans ve genliğe sahip bileşenleri belirler. Her ses, selenler ya da doğuşkanlar dediğimiz kendisinden daha tiz olan bir çok sesle birlikte tınlar. Esas ses, cismin tamamının (1/1) titreşmesi sonucu duyulan en güçlü sestir. Oysa sesin selenleri o sesi oluşturan cismin ½, 1/3, ¼, 1/5.. inin ayrı ayrı titreşmesi ile oluşur. İki farklı çalgıdan çıkan aynı sesin renk farkı, bunların doğuşkanlarının, birbirlerinden farklı güçte duyulmasındandır.

Verilen enerjiyle harekete geçen madde titreştiğinde çevreye ses dalgaları yayılır. İşitme sistemimizin, gelen sesin frekansını ve gürlüğünü anlayabilmesi için dalganın birkaç kez yenilenmesi gerekir. Bunun için de asgari bir süreye ihtiyaç vardır. Bu süre 10-15 milisaniye kadardır. Bu, pes seslerde 2-3, tiz seslerde ise yaklaşık 40 dalgaya karşılıktır. İnsan işitme sistemi, 15-20 Hz ile 15000-20000 Hz arasındaki sesleri algılayabilecek düzeydedir.

Yayılırken herhangi bir engele çarpan dalganın ne kadarının yansıyacağı ne kadarının soğurulacağı o engelin yapısına göre değişir. Engel düzgün yüzeyli ise daha çok yansıtır, gözenekli ise daha çok soğurur. Havadaki nem oranı da arttıkça soğurulma artar. Yağmurlu havalarda çevremizin daha sessiz olması bundandır.

Doppler Olayı: Ses kaynağı ile alıcı arasındaki uzaklığın değişmesi ile ilgili bir olaydır. Uzaktan hızla bize doğru gelen bir trenin düdüğünü düşünelim. Hızla yaklaşan ses kaynağından gelen dalgalar alıcıya gittikçe daha küçük zaman aralıklarıyla ulaştığı halde uzaklaştıktan sonra bunun tam tersi olacaktır. Yani ilkinde periyod küçülecek, frekans büyüyecek (ses tizleşecek), ikincisinde ise periyod büyüyecek, frekans küçülecek (ses pesleşecek) tir.

-Teorinin ikinci bölümünde seslerin adlarına yani notalara geçeceğiz.. Teori konusu boyunca, sevgili hocam Mehmet Göktepe’nin “Müzikte Ses, Süre, Hız, Yoğunluk” isimli kitabını kaynak kitap olarak alacağım ve farklı kaynaklardan da yararlanacağım.

Batı Müziği Teorisinde, temel olarak alınan yedi nota, on iki ses vardır. Bu notalar; Do - Re - Mi - Fa - Sol - La - Si ; bu notaların diyez ve bemolleriyle oluşturduğu on iki ses ise; Do - Do diyez - Re - Re diyez - Mi - Fa - Fa diyez - Sol - Sol diyez - La - La diyez - Si notalarıdır. Buna göre diyez (#); yarım ses ince, bemol (B); ise yarım ses kalını ifade eder. Bu Do sesinden Si sesine sıralanmış yedi notaya bir de Do notasının ince tonunu (yani ince Do notasını) eklersek, 1 oktav elde etmiş oluruz. Bir oktavda sekiz ses bulunur. Sekizinci ses, birinci sesin incesidir. Arasına diyez veya bemol alabilen iki notanın arası tam aralıktır. Araya giren diyez veya bemol yarım ton ince veya kalını ifade eder. Yani buna göre: Do ve Re sesleri arasında bir tam ses varken, Mi ile Fa arasında yoktur. Re ile Mi arasında bir tam ses varken, Si ile Do arasında yoktur. Aynı mantıkla; Fa ile Sol, Sol ile La, La ile Si arasında da tam ses vardır. Bunu bir tablo ile görelim;

Buna göre anlaşılıyor ki, si diyez = do veya do bemol = si. Aynı mantıklı mi diyez = fa, fa bemol = mi..

Bir sonraki aşama Aralık bilgisi olacak. Herhangi iki ses arasındaki uzaklığa aralık diyoruz. Aralık perde denilen birimle ölçülür. 12 seslik bir grupta en yakın iki ses arasındaki uzaklık yarım perdedir. Yani 0,5 perde.. Buna Küçük 2’li denir. Tam perdeye ise Büyük 2’li.. Şimdi bu aralıkları görelim.

0,5 : K2’li – 1 : B2’li – 1,5 : K3’lü – 2 : B3’lü – 2,5 : Tam 4’lü – 3 : Artık 4’lü veya Eksik 5’li – 3,5 : Tam 5’li – 4 : K6’lı – 4,5 : B6’lı – 5 : K7’li – 5,5 : B7’li – 6 : 8’li yani oktav olmuş olur.

Buna göre örnek olarak: Do – Sol arası T5’li , Do – Mi arası B3’lü , Do – Re bemol K2’li verebiliriz.

Akorlar’a geldi sıra: Akor nasıl oluşur, majör veya minör olması neye bağlıdır. Bunları göreceğiz. Bunun için de yukarıda gördüğümüz Teoride “aralık” denilen konudan yararlanacağız.

Bir akor en az 3 sesten oluşur. Bunlar akoru oluşturacağımız nota’nın kök sesi yani kendisi, 3. derecesi ve 5. derecesidir. Peki bunlar neye göre seçilir. Akorun majör veya minör olmasının belirleyicisi 3. derece sesidir. 5’lisi ise her Tam5’li (T5’li)dir. Akor majör olacaksa 3’lüsü Büyük 3’lü (B3’lü), minör olacaksa 3’lüsü Küçük 3’lü (K3’lü) alınır.

Şimdi buna göre tüm notaların majör minör akorlarını çıkaralım.

Do majör : Do Mi Sol Do minör : Do Mi bemol Sol

Re majör : Re Fa diyez La Re minör : Re Fa La

Mi majör : Mi Sol diyez Si Mi minör : Mi Sol Si

Fa majör : Fa La Do Fa minör : Fa La bemol Do

Sol majör : Sol Si Re Sol minör : Sol Si bemol Re

La majör : La Do diyez Mi La minör : La Do Mi

Si majör : Si Re diyez Fa diyez Si minör : Si Re Fa diyez
Referans URL