05-24-2008, 02:11 PM
ARKADASLAR BUNU BI SITEDE BULDUM BIRISI YAZMIS ASLI ENVERE BENCE COK ETKILEYICI~COK GUZEL YAZMIS SIZCE??
nasıl başlayacağımı bilemiyorum. ve sanırım nasıl başlayacağımı bilemediğimi paylaşarak hiç de iyi bir başlangıç yapamadım. ama olsun, en azından bir başlangıç yapmayı başarabildim.
ilk paragrafa bakıp tüm yazının böyle anlam karmaşası olarak gideceğini düşünme lütfen. çünkü hayatı boyunca hep anlaşılmamaktan şikayet eden biri olarak lafı dolandırmaktan hiç hoşlanmam. bu basitçe bir hayran bir yazısı. bana bu yazıyı yazdıran nedeni ise sakın sorma. çünkü iki gündür kendimle verdiğim mücadelede hep ben de bu soruyu sordum kendime. istersen biraz başa dönelim, ve beni bu yazıyı yazmaya iten sürecin nasıl başladığından bahsedeyim sana.
yaklaşık dört sene önce, üniversite sınavlarına hazırlanan yaşıtlarımın aksine akşamlarımı televizyon izleyerek geçiriyordum. mersin'in küçük bir ilçesinde kış akşamları için yapacak çok fazla seçenek yoktu. bir süredir izlediğimhayat bilgisi dizisine yeni bir oyuncu katılmıştı. sarışın, başını hafifçe öne eğip yukarı diktiği gözleriyle utangaç bakışlar atan, sıcak gülümsemeli bir kız. televizyonda gördüğü figürlere aşık olan biri değilimdir pek ama bu kız pek bi tatlı pek bi çekici geldi bana. hayal dünyamın sınırlarını ben çizdiğim için özgürce aldım onu hayallerime. bir süre öylece gitti. biraz hayal kurmaktan ne zarar çıkardı ki. sonra üniversite, izmir'e gelişim... araya giren gerçek aşklar, unuttum tatlı sarışını. en azından unuttuğumu sandım...
2007 yazı... kız arkadaşımla oturmuş öylece kanallar arasında gezinirken bir dizide takılıyorum. çünkü bir kez daha o sarışın ekranda. öylece kilitlenip kalıyorum. değişmiş diye geçiriyorum içimden. ama değişmeyen şeyler var. o bakışın, tatlı gülümsemen yerli yerinde duruyor. dönüp kız arkadaşıma seni gösteriyorum. "ben lisedeyken aşıktım bu kıza" diyorum. önemsemiyor pek, konuyu değiştiriyor. sonra sürekli bir takip başlıyor, diziyi izlemek için. perşembe akşamları genelde kız arkadaşım bana gelirdi. o da seviyor diziyi şansıma... seni rahat rahat izleyebiliyorum...
bir kaç hafta sonra bir pazar günü ofiste çalışıyorum bir başıma... izmir'de gül sokakta çalışan kız arkadaşım mesaj atıyor bana. "seninki burada, benetton mağzası'nın kenarında sigara içiyor." hemen motoruma atlayıp gül sokağa geliyorum. kız arkadaşımın yanına gidiyorum... beni görünce gözlerini fal taşı gibi açıp kızıyor bana. "inanmıyorum onun için buraya mı geldin?" " ne alakası var!" diyorum... "başım ağrıyordu, ağrı kesici almaya geldim senden." yemiyor tabii. ben de şaşırıyorum bir an kendime. ne işim var burda diye kendime kızıyorum. seni görsem ne olacak ki? görmekten başka ne olabilir ki? ofise geri dönüyorum... bir garip his çöküyor içime. bana bu kadar yakın olduğunu bilmek heyecanlandırıyor beni... yine de hayalsin hala. hayranı olduğum bir ünlüsün sen... hepsi o...
BIRAZ UZUN AMA..SIZCE BUNU ASLI ENVER OKUMUSMUDUR??


nasıl başlayacağımı bilemiyorum. ve sanırım nasıl başlayacağımı bilemediğimi paylaşarak hiç de iyi bir başlangıç yapamadım. ama olsun, en azından bir başlangıç yapmayı başarabildim.
ilk paragrafa bakıp tüm yazının böyle anlam karmaşası olarak gideceğini düşünme lütfen. çünkü hayatı boyunca hep anlaşılmamaktan şikayet eden biri olarak lafı dolandırmaktan hiç hoşlanmam. bu basitçe bir hayran bir yazısı. bana bu yazıyı yazdıran nedeni ise sakın sorma. çünkü iki gündür kendimle verdiğim mücadelede hep ben de bu soruyu sordum kendime. istersen biraz başa dönelim, ve beni bu yazıyı yazmaya iten sürecin nasıl başladığından bahsedeyim sana.
yaklaşık dört sene önce, üniversite sınavlarına hazırlanan yaşıtlarımın aksine akşamlarımı televizyon izleyerek geçiriyordum. mersin'in küçük bir ilçesinde kış akşamları için yapacak çok fazla seçenek yoktu. bir süredir izlediğimhayat bilgisi dizisine yeni bir oyuncu katılmıştı. sarışın, başını hafifçe öne eğip yukarı diktiği gözleriyle utangaç bakışlar atan, sıcak gülümsemeli bir kız. televizyonda gördüğü figürlere aşık olan biri değilimdir pek ama bu kız pek bi tatlı pek bi çekici geldi bana. hayal dünyamın sınırlarını ben çizdiğim için özgürce aldım onu hayallerime. bir süre öylece gitti. biraz hayal kurmaktan ne zarar çıkardı ki. sonra üniversite, izmir'e gelişim... araya giren gerçek aşklar, unuttum tatlı sarışını. en azından unuttuğumu sandım...
2007 yazı... kız arkadaşımla oturmuş öylece kanallar arasında gezinirken bir dizide takılıyorum. çünkü bir kez daha o sarışın ekranda. öylece kilitlenip kalıyorum. değişmiş diye geçiriyorum içimden. ama değişmeyen şeyler var. o bakışın, tatlı gülümsemen yerli yerinde duruyor. dönüp kız arkadaşıma seni gösteriyorum. "ben lisedeyken aşıktım bu kıza" diyorum. önemsemiyor pek, konuyu değiştiriyor. sonra sürekli bir takip başlıyor, diziyi izlemek için. perşembe akşamları genelde kız arkadaşım bana gelirdi. o da seviyor diziyi şansıma... seni rahat rahat izleyebiliyorum...
bir kaç hafta sonra bir pazar günü ofiste çalışıyorum bir başıma... izmir'de gül sokakta çalışan kız arkadaşım mesaj atıyor bana. "seninki burada, benetton mağzası'nın kenarında sigara içiyor." hemen motoruma atlayıp gül sokağa geliyorum. kız arkadaşımın yanına gidiyorum... beni görünce gözlerini fal taşı gibi açıp kızıyor bana. "inanmıyorum onun için buraya mı geldin?" " ne alakası var!" diyorum... "başım ağrıyordu, ağrı kesici almaya geldim senden." yemiyor tabii. ben de şaşırıyorum bir an kendime. ne işim var burda diye kendime kızıyorum. seni görsem ne olacak ki? görmekten başka ne olabilir ki? ofise geri dönüyorum... bir garip his çöküyor içime. bana bu kadar yakın olduğunu bilmek heyecanlandırıyor beni... yine de hayalsin hala. hayranı olduğum bir ünlüsün sen... hepsi o...
BIRAZ UZUN AMA..SIZCE BUNU ASLI ENVER OKUMUSMUDUR??





