05-03-2008, 06:42 PM
1933 El Ahram gazetesinden
Mısır'ın Hızbelvatani partisi üyelerinden Avukat Fikri Abaza, 1933 yazında tatilini geçirmek üzere Türkiye'ye gelir ve "Yaşa, Yaşa.. Yaşasın Türkler" başlığıyla El Ahram gazetesinde şunları yazar:
"Ah ey Mısır, Aferin ey Türkiye!
Türk toprağına ayak basarken durmunun değişmediğini, onuru çiğnenmiş, yabancı bağlarla bağlanmış, boğulmuş ve idam edilmiş Doğu ülkelerinden birinde bulacağımı sanıyordum.
Ama Türkiye'de ne gördüm? Düşündüğümün tersini, ulusal azametin her şeyi sürüp mahvettiğini, Türk burnunun yüksele yüksele göğe çarpacak dereceye vardığını, İngiliz olsun, Fransız ya da İtalyan olsun bütün yabancıların başlarının eğile eğile yerlere sürtünecek derekeye ulaştığını gördüm. ( Yurdumun durumu bunun tersidir. )
Arkadaşlarımın birine bir viski ısmarladım. Garson, yüzüme kızıl bir bakışla dik dik bakarak, emredici bir dille 'Türk rakısı iç' dedi...
Ey millet, ey yurtseverlik, sana saygı duyuyorum. Bana rakından, birandan ve şarabından ver. Yabancı zehirlerini imanı zayıf olan ülkelere bırak dedim.
Odamda, 'Çanaklis' sigaralarından bir paket bırakıp çıkmıştım. Öğleden sonra döndüğümde paketi bulamadım. Öfkelendim. hademeyi çağırdım:
- Sigara paketi ne oldu?
- Yok ettim.
- Niçin?
- Habis bir mal olduğu için
- Habis mal ne demektir?
- Yabancı malıdır.
- Şimdi ben ne yapayım?
- İşte nefis Türk tütünü. İşte güzel Türk kibriti. Bunlar benden sana hediye olsun.
Yabancı mağazaları kapıları üstünde kendi dilleriyle yazılmış tabela asamazlar. İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikan ve Yunanlıların Türkiye'de dilleri yeni harflerle yazılı Türkçedir. Türkçe istinaf ( itiraz) veya temyiz edilemez. Emir ile bütün dillere egemendir.
Yabancı mallara karşı çekilen gümrük duvarları, Çanakkale istihkamlarından daha çetindir. Gümrük memurları naz ve cilve bilmez; fakir fukarayı muayene ettikleri gibi prens ve nazırları da aynı biçimde muayene ederler. Türk milli azameti karşısında ayrıcalık yoktur. Herkes eşittir.
Ey Büyük Gazi, göz yaşlarımla karışık gönülden kopan saygılarımı Yüksek Katına sunuyorum..."
Mısır'ın Hızbelvatani partisi üyelerinden Avukat Fikri Abaza, 1933 yazında tatilini geçirmek üzere Türkiye'ye gelir ve "Yaşa, Yaşa.. Yaşasın Türkler" başlığıyla El Ahram gazetesinde şunları yazar:
"Ah ey Mısır, Aferin ey Türkiye!
Türk toprağına ayak basarken durmunun değişmediğini, onuru çiğnenmiş, yabancı bağlarla bağlanmış, boğulmuş ve idam edilmiş Doğu ülkelerinden birinde bulacağımı sanıyordum.
Ama Türkiye'de ne gördüm? Düşündüğümün tersini, ulusal azametin her şeyi sürüp mahvettiğini, Türk burnunun yüksele yüksele göğe çarpacak dereceye vardığını, İngiliz olsun, Fransız ya da İtalyan olsun bütün yabancıların başlarının eğile eğile yerlere sürtünecek derekeye ulaştığını gördüm. ( Yurdumun durumu bunun tersidir. )
Arkadaşlarımın birine bir viski ısmarladım. Garson, yüzüme kızıl bir bakışla dik dik bakarak, emredici bir dille 'Türk rakısı iç' dedi...
Ey millet, ey yurtseverlik, sana saygı duyuyorum. Bana rakından, birandan ve şarabından ver. Yabancı zehirlerini imanı zayıf olan ülkelere bırak dedim.
Odamda, 'Çanaklis' sigaralarından bir paket bırakıp çıkmıştım. Öğleden sonra döndüğümde paketi bulamadım. Öfkelendim. hademeyi çağırdım:
- Sigara paketi ne oldu?
- Yok ettim.
- Niçin?
- Habis bir mal olduğu için
- Habis mal ne demektir?
- Yabancı malıdır.
- Şimdi ben ne yapayım?
- İşte nefis Türk tütünü. İşte güzel Türk kibriti. Bunlar benden sana hediye olsun.
Yabancı mağazaları kapıları üstünde kendi dilleriyle yazılmış tabela asamazlar. İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikan ve Yunanlıların Türkiye'de dilleri yeni harflerle yazılı Türkçedir. Türkçe istinaf ( itiraz) veya temyiz edilemez. Emir ile bütün dillere egemendir.
Yabancı mallara karşı çekilen gümrük duvarları, Çanakkale istihkamlarından daha çetindir. Gümrük memurları naz ve cilve bilmez; fakir fukarayı muayene ettikleri gibi prens ve nazırları da aynı biçimde muayene ederler. Türk milli azameti karşısında ayrıcalık yoktur. Herkes eşittir.
Ey Büyük Gazi, göz yaşlarımla karışık gönülden kopan saygılarımı Yüksek Katına sunuyorum..."