Pelin Karahan Fan

Tam Versiyon: K-u-ş-k-u-!!!!!!
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
K-u-ş-k-u-!!!!!!

--------------------------------------------------------------------------------
"Kuşlar arasında yarasa ne ise, duygular arasında kuşku da odur. Hep alacakaranlıkta uçar" der Francis Bacon "Denemeler"inde...

Şehladır kuşku; yaydığı vehmin aksi sedasıyla yol alır.

Mağara zifirinin ürperticiliğinde kıstırır avını; etini dişler, kanını emer.

Avını hep korkaklardan seçer.

Onu bilmeyenler, mağaradan çekinenler, kendine güvenmeyenler ağına düşer kolayca...

Ve kuşku, tırnaklarıyla asılıp cehaletin, tedirginliğin, tedbirsizliğin kayalıklarına; yakaladıklarının beynini kemirir.



* * *



Kuşkuluyuz bugünlerde...

Kör bir yarasa gibi başıboş dolanıyor şüphe zihinlerde...

İtimat, kuytuda can çekişiyor.

Ekrana yansıyan görüntüler, kalın puntolu manşetler, efelenen demeçler, hepten azdırıyor dozunu kuşkunun...

"Acaba samimiler mi?", "Kanlı tezgah geri döner mi?", "Vatan elden gider mi?" diye bulanıyor zihinler...

Karşı mağarada aynı yarasalar uçuşuyor:

"Aniden zuhur eden bu nagehani şefkat neyin nesi? Neden şimdi bu ipin ucunu salıvermeler, yasak dili çözüvermeler? Nihayette istenen olmazsa, sopa yine çıkar mı zulasından?"

Güvene susamış bilincimizin dallarına asılmış, haykırıyor kuşku, yarasa çığlıklarıyla:

"Takiye olabilir bütün bunlar... Demokrasiyi araç olarak kullanacaklar. Haklarını alınca başımıza çıkacaklar."



* * *



Bu kadar da değil...

Kuşku, bir kez dişledi mi tavşan yürekli avını, bütün damarlarında gezdiriyor zehrini:

Öğretmen, öğrencisinden kuşkulanıyor.

Partili, liderinden...

Kadın, kocasının yakasındaki lekeden...

Adam, sokakta gezen bekçiden...

Yurttaş, devletinden kuşkulanıyor.

Devlet, yurttaşından...

Yayılıyor kuşkunun zehri beyinlerden yüreklere; değdiği yerleri felç ede ede...



* * *



Sebepsiz mi bu kuşku?

Değil elbet...

Bir terapist edasıyla çağırıp yarasanın avını, rahat bir koltuğa uzanmasını istesek ve "Bize mazini anlat" desek, kim bilir ne arsız yalanlar, ne hain bıçaklar, ne ihanetler, ne felaketler çıkar altından...

Nihayetsiz şüphesi, sırtındaki kaç hançer izinden mirastır.

Ama diyor ki, Bacon, "Denemeler"inde, "Az bilmek kadar kuşkulandıran hiçbir şey yoktur insanı... Onun için bilgimizi artırarak, birbirimizle konuşarak yenmeye çalışmalıyız kuşkuyu...".



* * *



Şimdi bir şans var önümüzde, kuşkularımıza son vermek için...

Şimdi bilgeleşmenin, bütünleşmenin zamanı...

Kanlı mazimizin sorumluluğunu ortaklaşa yüklenerek, hortlamaya niyetlenen şiddeti topyekün lanetleyerek yeni bir güven ilişkisi kurmanın arifesindeyiz.

İçimize düşen kurtları, kulağımıza kaçan kar sularını temizleyeceğiz önce...

Lüzumsuz vehimlere, her geçen buluttan kaptığımız nemlere son vereceğiz.

Önyargıları yıkıp birbirimizi affedeceğiz.

Yarasaların ikirciklenerek açtığı yaralarımızı saracağız.

Ve bu uçsuz bucaksız, bu yaşlı, bu kanlı mağaranın "alacakaranlık kuşağı" olarak, ata mirası kuşkunun daha fazla iliğimizi kemirmesine fırsat vermeden dışarı, açık havaya, ışığa, barışa çıkacağız.
Tşkler..Yuz11
Tşkrr...
Referans URL