Pelin Karahan Fan

Tam Versiyon: 21. yüzyılın Tehlikesi: Spiritüalizm(Ruhçuluk)
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
21. yüzyılın Tehlikesi: Spiritüalizm(Ruhçuluk)

Öncelikle tehlike hakkında sizleri aydınlatmak adına "spiritüalizm" olgusunun ne olduğuna dikkat çekelim. Spiritüalizm esasında ölülerle iletişim kurulabilmesi hipotezine dayanır. Modern spiritüalizm 1850'den itibaren Birleşik Devletlerde sosyalist gazetelerin özellikle boy gösterdiği, bir propaganda dalgasıyla yayılmaya başladı ve 1852'de "spiritüalistler" Clevaland'da ilk kongrelerini yaptılar. Bu tarihten itibaren Amerikalı medyumlarca İngiltere'ye sokulan bu akım, ertesi yıl Almanya ve Fransa'ya girdi.

Spiritüalizm ile yakın tarihlerde ortaya çıkan materyalizm, pozitvist akımlar, evrimci dünya görüşü ve özellikle de diyalektik materyalizmi de inceleme alanımıza dahil edersek bu görüşlerin birbirileriyle ne türden bir yakınlık içerdikleri görülür. Spiritüalizmin kurucularının da özellikle pozitivist bilim adamları olduğu düşünülürse, bu "yapay din" in Hristiyanlıktan yeterli doyumu alamamış kişilerce manevi boşluğu dolurmaya yönelik olarak kurulduğu gözler önüne serilmiş olur.

Dinin sistematiğini kullanan ancak hakikatini saptıran bu sözde din spiritüalizm özellikle doğu kültüründeki binlerce yıllık kadim öğretileri sanki ilk defa spiritler tarafından keşfedilmiş gibi çalarak, kendilerine temel olarak kullanmışlar, özellikle batı toplumunun kültür yapısına dikkatlice entegre etmişler ve sözde kanal bilgilerini ve spiritüalist öğretileri yeni dünya düzeninin yeni hakikatleriymiş gibi deklare etmişler ve halende etmektedirler.

Peki bir batılı dünyayı nasıl algılamaktadır. Şunu belirtelim ki gittikçe Avrupalı olmaya başladığımız şu son zamanlarda bunu anlamkta pek de güçlük çekmiyoruz. "Dünya mümine cehennem, kafire cennettir" hadisi şerifinden yola çıkarsak eğer, batılı toplumunun asalet duygusunun dünya malına verdikleri önemden kaynaklanadığını bilmiş oluruz. Batılı düşünce şekli yani modernizm seküler bir yaşam stilini benimsemiştir. Mutlak özgürlükçüdür. Batılı kafa teknik düşünür. Bu beynin sol lobuna bağlı olarak işleyen analitik zekadır. Bu nedenle katlamalı bir mantık yapıları vardır.Dolayısıyla duygudan uzaktırlar ve teknolojik olarak doğululardan gelişmişlerdir. Zaten kanal bilgilerinde genelde dünya yaşamı çeşitli şekillerdeki enkarnasyonlarla bedenin tekamülü sayesinde sonsuz bir yaşam alanıymış gibi ifade edilir. Çünkü batılı kafa dünyayı zaten böyle görmekte olduğu için kanal bilgileride onlara o şekilde yani anlayacakları şekilde verilir. Ancak halk saftır ve sosyalist ütopylara kendini fazlaca kaptırır. Spiritüalist öğretilerde fazla bir saflık ve bön bir iyimserlik görürsünüz. Zaten reenkarnasyon ve gelişim Tanrının isteği olduğu için dünyadaki barış adına bu şarttır. Ancak bir doğulu batının refah düzeyinde olmadığı için onlar kadar moral gelişimlerini tamamlamış değilllerdir. MORAL GELİŞİM DEDİKLERİ İSE aslında daha fazla teknoloji ve dolayısıyla daha az insan enerjisi tüketilen endüstriyel gelişime tekabül eder. Bu nedenle sözde gelişmiş varlıklar-kanal bilgilerini veren varlıklar- teknolojinin en üst düzeyde olduğu farklı gezegenlerde mutlak bir barış içinde yaşamaktadırlar. Dikkat edin ki uzaylı imajı zaten kafamızda hep bu şekildedir. MODERN TERMİNOLOJİ de buna göre kurulmuştur. Dediğimiz gibi gelişimin şartı daha fazla teknoloji, yüce bir eğilimmiş gibi gözüken entellektüel dil ve dinlerle sınırlanmamış bir hayat tarzıdır. Çünkü onlara göre dinler ancak savaşa ve daha fazla kan dökülmesine sebep olur. İşte bu yüzden spiritler, spiritüalizmi bir kaçış ve teselli aracı olarak görürler. Bu onlara arzuladıkları, sorulamayacakları b,r dünya verir ve çevrelelerindeki olaylara duyarsız kalmalarını sağlar. Bu ise ahirzamanın belirtisi riyakar bir topluluğu beraberinde getirir.

Spiritlerin terminolojisi özellikle komiktir. Öğretileri, özellikle bilim denen olgunun halk üzerinde etkisi dikkate alınarak hazırlanır. Çünkü halkın gözünde bilim ve bilim adamı özel bir yere sahiptir. Bu nedenle iş bilimsel bir kılıfa bürününce anlayamadığımız bir türden kesinlik halini alır. İnsan yeryüzünün hükümdarı olmak istiyorsa onu bu iktidar pozisyonuna götürecek en mükemmel yolun adı bilgidir. Ancak gelinen bu noktada sadece yeryüzünde iktidar koltuğuna oturmak amacıyla yapılacak erdemsiz bir bilgi arayışı hakikat arayışıyla aynı şey midir? Bu bilgi araştırmacısı faydacı ve operatif bir tipi ifade edecek yeteneklerin kazanımı anlamına gelmektedir. Böylece spiritlerin terminolojilerinde yarıcahilleri kandıracak türden birçok bilimsel zırva bulunmaktadır. Çünkü entellektüel elite herkes özenir ve bu bilgiler zaten güya daha fazla tekamül evresi atlatmış bu nedenle daha çok entellektüel birikime sahip olan insanlar tarafından halka aktarılır. Halkta bu yüzden entelektüel gözüken herşeye daha yüce bir eğilimmiş gözüyle bakar. Bu nedenle az çok felsefi yada karmaşık sözler kullanarak hazırlanmış olan kanal bilgileri ve spiritüalist öğretiler ancak cahil ve ahmakların ilgisini çeker. Çünkü bu karmaşık gibi gözüken şeyleri anlamak insana asalaet türünden bir duygu kazandırır. Günümüz ise bu nedenle tam anlamıyla bir fitne fesat devridir. (ÖRNEK: BİLGİ KİTABI)

Gerçekte spiritzme tüm özelliğini veren, bu öğretinin tümüyle “ruh”ların (esprits) verdikleri bilgiler üzerine kuruluymuş gibi gösterilmesidir; burada, üzerinde durmakta yarar olan -dinsel anlamdaki- “ilham”ın taklidi söz konusudur, dolayısıyla da, spiritler, dinlerin kuruluşlarının kökeninde de bu tür tezahürlerin bulunduğunu ve tüm din kurucularının çok güçlü medyumlar, görücüler ve keramet sahipleri olduklarını öne sürmektedirler. Oysa gerçekte; onlar mucizeleri kendi seanslarında oluşan fenomenler düzeyine, Vahiy’leri de aldıkları “mesaj”lar düzeyine indirgemektedirler ( Spirite et Chrétien – Ruhçu ve Hristiyan- adlı bir kitapta, Alexandre Bellemare, işi şunları yazmaya dek vardırıyordu:” Eski yasanın peygamberlerini medyumlara indirgiyoruz; haksız yere yükseltilmiş olanı indiriyoruz; doğasından saptırılmış olanı tekrar düzeltiyoruz. Ve yine, bir seçme yapmamız gerekirse, önceliği –Eski Ahit’in medyumlarınca yazılmış olanlara değil- şimdiki medyumların ilettiklerine veririz.)

Referans URL