03-16-2008, 09:43 PM
Yahudi Aleviler
--------------------------------------------------------------------------------
Kendilerini “Yahudi Alevi” olarak tanımlayan gruplar İsrail’den Hacıbektaş’a inanç turları düzenliyor; semah dönüp Alevi dedesinden ders alıyor. İsrailli ziyaretçilerin Türkiye’deki Alevilere yönelik merakı dikkat çekiyor.
‘Semah, çok barışçıl; su gibi, uçmak gibi; sürekliliği ve doğallığı var. Sonsuzdur. Bunu yaparak Tanrı’ya yakın olduğumu hissediyorum. Evimi bir dergâha dönüştürdüm. Bazen kendim semah yapıyoruz, bazen de arkadaşlarımla grup olarak yapıyorum. Ben Yahudi-Aleviyim. Ali ve Hacı Bektaş-ı Veli benim rehberlerim. Tanrı’ya ulaşmanın yolu budur.”
“Yahudi Alevi olur mu?” demeyin; biz onların yalancısıyız. Yukarıdaki sözler de onlardan birine, Yahudi asıllı Sarita Moas’a ait. Sarita Moas, normal şartlar altında İsrailli bir Yahudi. Ancak kendisi için “Ben Yahudi-Aleviyim” tabirini kullanıyor. Etnik ve dinî bakımdan mantığı zorlayan bir kavram gibi görünse de kendi tabirleriyle “Yahudi-Aleviler” yeryüzünde var; ve varlıklarını “iki çizgi arasında” sürdürmeye devam ediyorlar. Henüz bir oluşum ve teşkilatlanmaları yok; ancak daha çok kendilerini Bektaşi tarikatları içinde saklıyorlar. “Yahudi Aleviler” her yıl 4 ila 6 defa Türkiye’ye bir nevi ‘inanç turları’ düzenliyorlar. Konya’nın yanı sıra Alevilerin kutsal olarak kabul ettiği Nevşehir’deki mekânları ziyaret ediyorlar. Özellikle son 6 yıldır artan bir sıklıkla Hacıbektaş’ı ziyaret eden Yahudi Aleviler, buradaki köklü dergâhlardan olan Ulusoylar Dergâhı’na bağlılar. Semah dönen Yahudi Aleviler, “inançlarının gereğini” dedenin eşliğinde yerine getiriyorlar.
--------------------------------------------------------------------------------
Kendilerini “Yahudi Alevi” olarak tanımlayan gruplar İsrail’den Hacıbektaş’a inanç turları düzenliyor; semah dönüp Alevi dedesinden ders alıyor. İsrailli ziyaretçilerin Türkiye’deki Alevilere yönelik merakı dikkat çekiyor.
‘Semah, çok barışçıl; su gibi, uçmak gibi; sürekliliği ve doğallığı var. Sonsuzdur. Bunu yaparak Tanrı’ya yakın olduğumu hissediyorum. Evimi bir dergâha dönüştürdüm. Bazen kendim semah yapıyoruz, bazen de arkadaşlarımla grup olarak yapıyorum. Ben Yahudi-Aleviyim. Ali ve Hacı Bektaş-ı Veli benim rehberlerim. Tanrı’ya ulaşmanın yolu budur.”
“Yahudi Alevi olur mu?” demeyin; biz onların yalancısıyız. Yukarıdaki sözler de onlardan birine, Yahudi asıllı Sarita Moas’a ait. Sarita Moas, normal şartlar altında İsrailli bir Yahudi. Ancak kendisi için “Ben Yahudi-Aleviyim” tabirini kullanıyor. Etnik ve dinî bakımdan mantığı zorlayan bir kavram gibi görünse de kendi tabirleriyle “Yahudi-Aleviler” yeryüzünde var; ve varlıklarını “iki çizgi arasında” sürdürmeye devam ediyorlar. Henüz bir oluşum ve teşkilatlanmaları yok; ancak daha çok kendilerini Bektaşi tarikatları içinde saklıyorlar. “Yahudi Aleviler” her yıl 4 ila 6 defa Türkiye’ye bir nevi ‘inanç turları’ düzenliyorlar. Konya’nın yanı sıra Alevilerin kutsal olarak kabul ettiği Nevşehir’deki mekânları ziyaret ediyorlar. Özellikle son 6 yıldır artan bir sıklıkla Hacıbektaş’ı ziyaret eden Yahudi Aleviler, buradaki köklü dergâhlardan olan Ulusoylar Dergâhı’na bağlılar. Semah dönen Yahudi Aleviler, “inançlarının gereğini” dedenin eşliğinde yerine getiriyorlar.