Pelin Karahan Fan

Tam Versiyon: Mahzuni Şerif
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Hayatı : Sizlere Aşık Mahzuni’yi anlatırken aslında kendisini biz değil kendisi bize kendisini sanatıyla, mücadalesiyle anlatacaktır. Aşık Mahzuni’yi tanıdıkca onun tüm zamanlarda bu tür insanların ne kadar zor şartlarda yaşadıklarını ve yaşadıkları çağlara damgasını nasıl vurduklarını anlayacağız. Bazı şeyler vardır insana işte ben buyum der. Aşık Mahzuni Şerif’de sanatıyla ve mücedelesiyle adeta insana ben buyum der. Kendisinin “Benim söylediklerim neyse ben O’yum” sözü buna en iyi örnektir. Aşık Mahzuni’yi sizlere anlatırken kendisinin hayatını kısa fakat sanatını, dünya görüşünü ve mücadelesini geniş ve Aşık Mahzuni’ye yakışır bir şekilde anlatacağız.

K.Maraşın Afşın ilçesi Berçenek köyünde baba Zeynel Cırık ve ana Döndü Cırık köydeki ağanın tarlasında Maraba olarak çalışırlar. Kendileri zor şartlarda yaşam mücadelesi verirken 1940 yılında bir oğlu olur ve adını Şerif Cırık koyarlar. Aşık Mahzuni kendi doğum tarihini anlatırken “Babamın dediği doğruysa, anamın da dediği doğruysa 1943 yılının Ocak 3’ünde Afşın’a bağlı Berçenek köyünde doğmuşum” der. Asıl doğum tarihi 1943 olmasına rağmen nüfus kayıtlarında Aşık Mahzuni’nin doğum tarihi 3 Ocak 1940 olarak geçer. Çünkü o zamanlarda doğum tarihinin pek önemi yoktur.
Çocukluğu kendi köyünde geçer ve köyünde okul olmadığı için Elbistan’ın Alembey köyünde medresesi olan Lütfi Efendinin medresesine kuran hafız kursuna gönderilir. Mahzuni o yıllarını “ Bizim çevremizde kocaman bir yobaz bulutu döner. Hacı Lütfi Efendi hiç çekinmeden, canının istediği şekilde bilmediğimiz dillerle, bilmediğimiz isimlerle fetvalar verirdi durmadan. Arapcayı o zaman öğrendim. Şimdi Arapcayı yazıp okuyabiliyorum. Lütfi Efendinin medresesinde üçbuçuk sayfada kaldım “ diyor. Daha sonra köyde okul açılır ve gelen eğitmenle ilkokulu bitirir.
Afşın ve Elbistan’da üniformalı asker gençleri gürür ve onlara özenir.”Gün oldu gönül bir şeye takıldı” der Aşık Mahzuni. İstediği olur ve 1956 yılında Mersin 3. Assubay Hazırlama Okulu’na başlar ve 1959 yılında başarı ile bitirir. Ordonat Tekniker sınıfına ayrılır ve Ankara Ordonat Tekniker okulu’na gider ve ilginçtir okuduğu ve ödüller aldığı okul daha sonra 1971 askeri darbesinde mahkeme salonuna çevrilir ve Aşık Mahzuni okuduğu sınıfında hakim karşısına sanık olarak çıkar ve orada yargılanır.
Bu arada Aşık Mahzuni 12-14 yaşlarında önlüklü bir İlkokul öğrencisi iken ailesinin baskısıyla dayısının kızı Emine ile nişanlanır. Daha sonra evlenir ve bu evlilikte bir kızı olur. Yapılan zoraki evliliği okul yıllarında bitirir ve boşanır.
Okul dönemlerinde Bağlama çalmasını öğrenir ve yavaş yavaş şiir yazmaya başlar. Kendisinda halkçılık ruhu başlar ve okuduğu Kuleli Askeri Lisesinde sistemle ters düşer ve ordudan ayrılır.
1961 yılında İtalyan asıllı Sovina (Suna) isimli bir genç kızla tanışır ve evlenmeye karar verir. Fakat Suna 14 yaşında olduğu için evlenmeleri engellenir ve bu evliliği o dönem medya’ya konu olur. Sonra Suna ile evlenir ve bu evlilikten Züleyha, Emrah, Ferhat adında 3 çocuğu olur. Hayatı boyunca ihanetlere uğramış Aşık Mahzuni bu evliliğinde en yakın arkadaşının ihanetine uğrar bu arkadaşı Suna’yı kandırır ve birlikte kaçarlar.
1963 yılında Yazar Halil Aytekin ile tanışması Aşık Mahzuni’nin hayatının dönüm noktası olur. Halil Aytekin’nin yardımlarıyla gazeteci Fikret Otyam ile tanışır ve Aşık Mahzuni ile ilgili ilk yazı Cüneyt Arcayürek kaleminde Hürriyet’te yayınlanır.
Bu dönem TİP’in (Türkiye İşçi Partisi) kuruluş yıllarına denk gelir. TİP yöneticileriyle tanışır ve onlardan yardım görür. Aşık Mahzuni bu yıllarda Aşıklar Derneğini kurar ve orda sanat ve siyasi mücadelesini verir. O zamanlar TRT Turizm Bakanlığına bağlı olduğu için Aşık İhsani, Kul Ahmet ve Aşık Mahzuni buraya müracaat ederler ve TRT’den söylemelerine izin çıkar. En büyük konserini o zaman Büyük Sinemada verir ve artık tüm Türkiye kendisini tanır.
Bu dönemde Aşık Mahzuni kendisini rahatsız eden bir şeyin farkına varır kendini sorgular “bana bir mücadele gerekiyordu, Kime ve neye karşı ? Gün geçtikce görerek, duyarak, sezinleyerek, okuyarak bunu daha iyi anlamaya başladım. Bütün benliğimle kendimi saza verdim çalıyordum, söylüyordum ama çalışmalarıma bir yöntem vermem gerekiyordu” der. 1968 Türkiye ve dünya gençlik hareketlerinde etkilenir. 1971 yılında yapılan askeri darbe sonucu Süleymen Demirel hükümeti devrilmiş ve yerine Nihat Erim başkanlığında bir hükümet kurulur ve halka karşı ve özelliklede sol kesime karşı baskı ve şiddet uygular ve Aşık Mahzuni Erim erim eriyesin/sürüm sürüm sürüm sürünesin türküsünü söyler. Bu türkü ile bütünTürkiyeçalkalanır kim bu başbakan alehine türkü söyleyen ddiye ve hemen tutuklanır 4 ay ceza alır.
400'e yakın Plağı,
50'nin üzerinde kaseti
ve 9 kitabı var


Bu sırada Aşık Mahzuni akrabası olan Elbistan’lı Fatma Özdemir ile tanışır ve evlenmek ister. Ne yazık ki ailesi başı belada olan, elinde sazı diyar diyar dolaşan bir Aşığa kız vermek istemez. Fakat ikisinin sevdası bu zorlukları yener ve evlenirler. Bu evlilikten Derya, Ali, Şeyda ve Yetiş adında 4 çocukları olur. Aşık Mahzuni’nin türkülerine ve deyişlerine Fatma, Fadime olarak girer. 6 aylık evliyken Halkı suça teşvikten 1973 yılında tutuklanır Kızı Deryanın doğduğu gün serbest kalır ve 27 gün sonra tekrar tutuklanır.
Mahzuni Şubat 2001 tarihli Kızıldeli dergisinde çıkan Hem Kızılbaş Hem Aleviyim başlıklı yazısından dolayı DGM’de yargılanır ve öldüğü güne kadar mahkeme devam eder. Bu yazısında “Ben allah adına insana secde etmeyi yeğlemekteyim. Bir Alevi çocuğu değil bir Hırıstiyan, bir Musevi de olsam böyle düşünmekteyim.... İnsan aleminin sevgisinde, gönlünde, bütünlüğünde ve doğanın her güzelliğinden beni yaradanı arayıp keyfime göre isimlendirdim. Ona gönül dedim, bülbül dedim, çiçek dedim, Ali dedim, Veli dedim ağzıma güzel gelen herşeye onun adını verdim. Bunu bana haram edecek her yasaya, her bilirkişiye, her dinsel nasa rest çekmekteyim..... Türkiye Alevilerinin yolunun gerçek Ali’ci yol olduğunu savunmak ve yaymak isterim. Çünkü Ali’nin başlattığı cemahiriyel vukuat (halkcı hareket) Atatürk’ün noktaladığı Cumhuriyetin mayasını hazırlamıştır.” Bunları savunur ve savunduklarından dolayı yargılanır.
17 Mayıs 2002 Mahzuni Severler için kara bir gün: Evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Değerli Ozanımız 62 yaşında Almanyanın Köln Şehrinde hayata gözlerini yumdu. Bu acı ana kadar O, devletin düzenini yıkmak suçundan, hala yargılanıyordu.


Ozanımız Şu an son ikamatkahı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede huzur içinde yatıyor...
Abur Cubur Adam


Içi yalan dişi yalan
Her bakişi binbir plan
Gül boyanmiş kara yilan
Abur cubur Abdullah
Etme dedim tutma dedim
Dostlugu unutma dedim
Sana verdigim lokmayi
Çabuk biter yutma dedim
Abur cubur adam
Ben seni nidem
Daha kendini bilmezsin
Kimdir yanindaki madam

Bir elinde kamerasi
Sanirsin film agasi
Her dolapta numarasi
Abur cubur Abdullah
Etme dedim tutma dedim
Dostlugu unutma dedim
Sana verdigim lokmayi
Çabuk biter yutma dedim
Abur cubur adam
Ben seni nidem
Daha kendini bilmezsin
Kimdir yanindaki madam

Der Mahzuni tövbe olsun
Böyle dost düşmana kalsin
Şeytanlar namazin kilsin
Abur cubur Abdullah
Etme dedim tutma dedim
Dostlugu unutma dedim
Sana verdigim lokmayi
Çabuk biter yutma dedim
Abur cubur adam
Ben seni nidem
Daha kendini bilmezsin
Kimdir yanindaki madam
Acı Günlerim

Acı günlerim
Şamatacı günlerim
Güneş yüzü görmedi vay
Hacı bacı günlerim

Değirmenin çarkı yok
Bu bahçenin parkı yok
Ali gider Veli gelir külhana vay
Bir birinden farkı yok

Acı acı günlerim
Göz boyacı günlerim
Ahı vahınan geçti gitti
Hacı bacı günlerim

Bir ipte iki cambaz
Zor olur oynayamaz
Dili tatlı içi zehir güzelim vay
Böyle kazan kaynamaz

Acı acı günlerim
Şamatacı günlerim
Ahı vahınan geçti gitti
Hacı bacı günlerim

Mahzuni deli gönlüm
Yine yollara düştü
Hacı vurdu bacı durdu
Kaygı kullara düştü

Acı acı günlerim
Şamatacı günlerim
Ahı vahınan geçti gitti
Hacı bacı günlerim

Aci Doktor

Berçenek'ten yaya geldim
Amman doktor bak bebege
Beşigini elden aldim
Yandim doktor bak bebege

Yikik yuvam kara yasta
Yalvaririm eşe dosta
Annesi bebekten hasta
Amman doktor bak bebege

Kuru sogan yagsiz aşim
Yirtik bagrim açik başim
Bir şey degil vatandaşim
Amman doktor bak bebege

Allah için bir merhem çal
Öldürür beni bu vebal
Param yok ceketimi al
Amman doktor bak bebege

Mahzuni Şerif çobandir
Meskenim dumanli dagdir
Bebektir amma insandir
Amman doktor bak bebege

Ağıt

(Tanırlı Hüseyin’in Ağıdı)

Bilmeden gelmiştim anam anam
bozyer köyüne
Kara gün karşımda durmuş ağlıyor of
Yürü yalan dünya doymadım sana
Ömrün nihayete ermiş ağlıyor oy
De deyim oy ne deyim oy kader

Bozyerin etrafında anam anam
bağlar höyükler höyükler of
Dilim dönmez anam diye sayıklar oy
Toprağa mal oldu kaytan bıyıklar
Kirpikler ümidin kırmış ağlıyor oy
De deyim oy ne deyim oy kader

El attım döşüme anam anam
vay anam noldu
İki avcumada al kanım doldu
Körpe yavrularım babasız kaldı
Oturup boynunu burmuş ağlıyor oy
(Hısım akrabayı dermiş ağlıyor)
De deyim oy ne deyim oy kader

Nazlı bir insandım anam anam
değildim efe
Kurudu dillerim varmadı of’a
of of
Haber gitmiş arkadaşim (berçenekli) Şerif’e
Sazını döşüne burmuş ağlıyor oy
Ağlasam mı?


Mevlam gül diyerek iki göz vermiş
Bilmem ağlasam mı? Ağlamasam mı?
Dura dura bir sel oldum erenler
Bilmem çağlasam mı? Çağlamasam mı?

Milletin sırtından doyan doyana
Bunu gören yürek nasıl dayana
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Bilmem söylesem mi? Söylemesem mi?

Mahzuni Şerif'im dindir acını
Bazen acılardan al ilacını
Pir Sultan'lar gibi dar ağacını
Bilmem boylasam mı? Boylamasam mı?

Al Birini Vur Birine


Yıkılası bozuk düzen
Bıçak kemiğe dayandı
Gayrı bize yazık düzen
Gönlümüz kana boyandı

Al birini vur birine
Koydu bizi hiç yerine
Vay boynumuz devrileydi
İnandık körü körüne

Ağar kara saçım ağar
Hıçkırık sinemi boğar
Bu yıl da böyle giderse
Başımıza taşlar yağar

Al birini vur birine
Koydu bizi hiç yerine
Deli miydik serseri mi
İnandık körü körüne

Gel Mahzuni söyle sözü
Harap ettik yazı güzü
Daha karanlık basmadan
Üsküdarı geçti dürzü

Al birini vur birine
Koydu bizi hiç yerine
Gönlümün gözü çıkaydı
İnandım körü körüne

Amerika Katil


Bütün insanlik adina
Amerika katil katil
Kanun yapar kendi teper
Amerika katil katil

Vietnam'in suçu nedir?
Hür yaşamak ayip midir?
Atom patlat ister kudur?
Amerika katil katil

Türk Milleti! Türk Milleti!
Nerden gelmiş elin iti?
Bu gidişin sonu kötü
Amerika katil katil

Birgün gramlar bir olur
Kilodan hakkini alir
Zalim olan bela bulur
Amerika katil katil

Mahzuni Şerif uyuma
Gün geldi çatti akşama
Bizden selam Vietnam'a
Amerika katil katil

Amerika Katil - 2

Defol git benim yurdumdan
Amerika katil katil
Yillardir bizi bitirdin
Amerika katil katil

Ne diye yutturur bizi
Katil düştük kuzu kuzu
Dünyanin büyük suçlusu
Amerika katil katil

Devleti devlete çatan
It gibi pusuda yatan
Kan döktüren, silah satan
Amerika katil katil

Japonya'yi yiyen velet
Dünyadaki tek nedamet
Haklar geçiriyor cinnet
Amerika katil katil

Güvenme sakin
Insanlikta irk sarisi
Küstü dünyanin yarisi
Vietnam'in çok yarasi
Amerika katil katil

Bunca milletlere yazik
Sömürülmüş bagri ezik
Seni sevenin fikri bozuk
Amerika katil katil

Mahzuni der Türk milleti
Çiksin gitsin elin it'i
Demedim mi bu bunlar kötü
Amerika katil katil

Ararlar Beni


Ne dedimse halka hiç yaramadı
Ben gittikten sonra ararlar beni
Boşa cahillerin gözü karardı
Kuru çene ile yorarlar beni

Duman eksik olmaz her yüce dağda
Bülbül eksik olmaz her yeşil bağda
Atomun patlayıp bittiği çağda
Onun ötesinde sorarlar beni

Ebedi değildir bu yeşil bağlar
Ebedi değildir şu yüce dağlar
Öz kardaşım şu bizim softalar
Mezarımda bile kırarlar beni

Dövüştüm çekiştim ham sofuyunan
Dikildi karşıma boş kafayınan
Aşıklar gidemez bir sefayınan
Böyle boşu boşuna yorarlar beni

Mahzuni Şerif'im gayrı gam yemem
Ondan ötesini kimseye demem
Ufak vücuduma kefen istemem
Varsa insanlıkla sararlar beni

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Referans URL