Pelin Karahan Fan

Tam Versiyon: FAHİR ATAKOĞLU'dan 25.Yıl Albümü
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
FAHİR ATAKOĞLU'DAN 25. YIL ALBÜMÜ
Piyanist ve besteci Fahir Atakoğlu, 25 yıllık sanat yaşamını özel bir albümle kutlamaya hazırlanıyor.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Atakoğlu, müzikte 25. yılına girdiğini ve bu nedenle Haziran ayında özel bir albüm çıkaracağını anlattı.

Albümde, daha önce çok kez birlikte çalıştığı Sezen Aksu, Nilüfer, Levent Yüksel, Sertap Erener gibi sanatçıların bestelerini seslendirmesinin planlandığını belirten Atakoğlu, Temmuz ayında da bu kapsamda bir konser gerçekleştirmeyi istediklerini dile getirdi.

Cumhuriyet Bayramı ve Türkiye'nin tanıtımına yönelik bir film için de eserler bestelediğini anlatan Atakoğlu, mehter takımıyla birlikte seslendirecekleri bir bestenin çalışmalarını da yürüttüğünü söyledi.


''BİR MELODİNİN ATATÜRK İLE ÖZDEŞLEŞMESİ''
Atakoğlu, reklam, sinema filmi ve belgeseller için bestelediği eserlerin, kariyerinde ve dinleyiciyle arasındaki güçlü bağın oluşmasında büyük önemi olduğunu kaydetti.

Özellikle belgesel yapımlar için bestelediği eserlerde müzik ve hikayenin ekip çalışmasının ürünü olarak ortak bir noktada buluştuğunu anlatan Atakoğlu, bu eserler içinde ''Sarı Zeybek''in özel bir yeri olduğunu dile getirdi. Atakoğlu, ''Sarı Zeybek benim için çok özeldir. Bir melodinin Atatürk ile özdeşleşmesi ve bunun bir besteci olarak bana nasip olması... Her çaldığımda Allah'a şükrediyorum. Ben Sarı Zeybek'i Atatürk'ün resimlerine bakarak yazdım'' dedi.


''BUNUN İÇİN YAPIYORUM MÜZİĞİ''
Öğrencilik yıllarından bu yana okuduğu kitapları zihninde müzikle birleştirdiğini, hikayelere besteler yaptığını belirten Atakoğlu, bunun geldiği noktada büyük katkısının olduğunu dile getirdi. Atakoğlu, bu tür bestelere, konuya ilişkin kitaplar okuyarak, filmler seyrederek ve bilgi toplayarak hazırlandığını söyledi.

En büyük özgürlüğünün, müzikteki çıkış noktasının melodi, dinleyiciyi yakalayan noktanın da bu melodik yapı olduğunu ifade eden Atakoğlu, melodilerinin dinleyicinin yüreğini bir yerden yakaladığını, aralarındaki bağın da bu yolla oluştuğunu anlattı. Atakoğlu, şöyle konuştu:

''Birine 'seni seviyorum' diyorsunuz, öyle bakıyor. Bir anlamı yok ama 'ben de seni seviyorum' derse anlam kazanır. Dinleyicinin bana 'Ben de seni seviyorum' dediğini duyuyorum. Bunu duymak en güzeli. İşte ben de bunun için yapıyorum zaten müziği. Bazen diyorlar ki 'Şu benim kızım, adı Lal. O karnımdayken ben sizin müziklerinizi dinledim'. Bu gerçekten tarif edilemez, her besteciye nasip olmayan bir şans.''


''BİZE YARAR GETİRECEK ŞEYLERE KAFA YORMUYORUZ''
Türkiye'de müzik adına yapılan her şeyin bir potada eritilerek sunulmasının, ayrı kategorilerde değerlendirilmemesinin sektöre zarar verdiğini kaydeden Atakoğlu, sanatçılara ödenen ücretlerdeki dengesizliğe de dikkati çekti. Atakoğlu, ''Sanatçılara ödenen paralarda da büyük dengesizlik var. Gerçekten uzun yıllar önce kendini ispat etmiş, hala dinlenen, dinleyicinin gerçekten kalbine dokunan sanatçılarla, 3-5 gün önce çıkan şarkıcı ya da müzisyenler arasına hiçbir denge yok. Bu dengesizlik sektörün sağlıklı gelişmesini önlüyor'' dedi.

Genç müzisyenlerin yetiştiğini ancak perde önüne çıkmakta zorlandıklarını belirten Atakoğlu, özellikle büyük firmaların sponsorluk anlayışlarını yenileyerek, bireysel ve sürekli desteklere öncelik vermeleri gerektiğini vurguladı. Atakoğlu, ''Bir festival düzenler, sanatçıların yüzde 90'ını yurt dışından getirirseniz bu Türk sanatına katkı olmaz. Kendi sanatçılarımıza gereken desteği vermeliyiz'' diye konuştu.

Sanatçıların da özverili bir yaklaşım sergileyerek, kendilerine ve müziğe yatırım yapmaları gerektiğini belirten Atakoğlu, ''Güzel şeyler oluyor, hızlı ilerliyoruz. Ben çok optimistim. Ancak bireysel destekler eksik hala. İlerleme var ama biz seçici olmazsak, kirliliği temizlemezsek bu ilerlemenin hızını artıramayız'' dedi.

Atakoğlu, toplumsal gelişim için herkesin üzerine düşen sorumluluklar olduğunu da ifade ederek, ''Kafa yormamız gereken, bize yarar getirecek şeylere kafa yormuyoruz. Daha bir kenetlenip, 'biz bu ülkeyi nasıl kalkındırırız' diye bakmak lazım. Herkesin de yapacağı bir görev var. Kendimizle başlayıp büyüyen bir kar topu bu. Biz, başımıza sarılan sorunlara konsantre oluyoruz. Bu bana tuhaf geliyor. Oysa asıl önemli olan, önümüzü açacak konulara odaklanmak ve üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmek zorundayız'' şeklinde konuştu.
Referans URL