02-23-2008, 01:20 PM
Yüzümü yıkayacağım bu sabah, belki temizlenir. Sabahları serin oluyor artık. 3. sonbahar bu. Korktuğum şey sensizlikti ve korkmakta da haklıymışım. Başa döndüm. Dönüyordum zaten çünki; sen yoktun aslında. Tüm o gözyaşlarım yanaklarından süzülen, boşa değildi.
Şimdi ayaklarına kapansam ve beni affetmen için herşeyi yapsam, hatta sen affetsen... Herşey... Ne kadar güzel olurdu?
Salıncakta sallanırken birbirimizin gözlerinin içine bakarken alacaktık son nefeslerimizi. Çoğu zaman düşündüm. Senin öldüğünü görmektense sensiz yaşamayı düşündüm.
Kimseye anlatamadım, inandıramadım. Bu sefer biz kadere oyun oynadık. Tüm planları bozduk inanabiliyor musun? Hala unutursun diyorlar. Komik... Belki bu acı hafifler ama insan en mutlu olduğu anları unutmak istemez. Hele de benim gibi sefil bir hayat yaşıyorsa, hele benim gibi sevdiğini kabul etmemiş, kendisini seven kişiye de acımasızca kötü davranmış bir kişi, sefil bir kişi... Asla...
Beni zorlayan vicdanımdır. Hangi katil bunu hissetmemiştir ki?
Kapı çalıyor. Acaba kim?
Yalnızlık. Evet, bana gelmiş gene. Gülümseyerek karşılıyorum masumu, içime işliyor. Bu sefer gitmeyecek gibi.
Nerede kalmıştık? Vicdan. Kör bir adam sevdi beni, eline aldı, okşadı değer verdi, kimsenin vermediği kadar. Bir gün dışarı çıktık beraber. Uzun bir yola... Herşeyi geride bıraktık. Güveniyorduk birbirimize. Nereye gittiğimizi neredeyse hiç düşünmedik. Saatlerce yürüdük. Bir zaman sonra belki ikimiz de sıkılmıştık. Bilemiyorum... O zaten kördü. Şapşal şey. Tüm benliği benim avucumun içindeydi. Bilmiyordum sanki!
Bu kadar güç sahibi olmak beni şımartmıştı. Çıktığımız yol başlarda sessiz denebilecek, sevimli ama garip bir şekilde de biraz korkutucu bir yoldu. Dediğim gibi bu yol bizi bir süre sonra, yorması gerektiğinden daha fazla sıkmıştı.
Yolu değiştirebilirdim. Adam kördü zaten, nereden bilecekti nerede olduğumuzu ve böylece ona fark ettirmeden istediğim yola sapmayı kafama koymuş bulunuyordum.
Buna karar verirken asla adamı düşünmedim. Ne kadar zarar görür, ne kadar korkar hiç düşünmedim. Bu benim yaptığım ilk hataydı. Gerisi kendiliğinden geldi.
İnsan yaşadığından daha acımasız olabiliyor. Beynimiz zannettiğimizden çok daha kindar. Unutmuyor ve karakterimizin negatif kısmı, aslında sadece bir yanılgı olan, intikamın ta kendisi oluyor. Uzun bir zaman süresince yaşanan olayların sonuçları toplanıyor, tepki oluyor ve kimliğimizdeki boşluğu doldurmaya başlıyor. Buna karakter diyoruz. Her tepkimiz bir işaret. Tek tek analiz edilseler-o andan önceki tüm yaşantımız boyunca kırıldığımız, sevindiğimiz anlar- karakterimizin tam bir haritası rahatlıkla elde edilebilirdi.
Yoldan çıkmak sıkılmaktan çok kaçmaya benziyor bu durumda.
Yeteri kadar düşülmeden alınmış tüm kararlar... Saygıyla ve yüzsüzlükle eğiliyorum önünüzde. Pes ediyorum...
alıntıdır
Şimdi ayaklarına kapansam ve beni affetmen için herşeyi yapsam, hatta sen affetsen... Herşey... Ne kadar güzel olurdu?
Salıncakta sallanırken birbirimizin gözlerinin içine bakarken alacaktık son nefeslerimizi. Çoğu zaman düşündüm. Senin öldüğünü görmektense sensiz yaşamayı düşündüm.
Kimseye anlatamadım, inandıramadım. Bu sefer biz kadere oyun oynadık. Tüm planları bozduk inanabiliyor musun? Hala unutursun diyorlar. Komik... Belki bu acı hafifler ama insan en mutlu olduğu anları unutmak istemez. Hele de benim gibi sefil bir hayat yaşıyorsa, hele benim gibi sevdiğini kabul etmemiş, kendisini seven kişiye de acımasızca kötü davranmış bir kişi, sefil bir kişi... Asla...
Beni zorlayan vicdanımdır. Hangi katil bunu hissetmemiştir ki?
Kapı çalıyor. Acaba kim?
Yalnızlık. Evet, bana gelmiş gene. Gülümseyerek karşılıyorum masumu, içime işliyor. Bu sefer gitmeyecek gibi.
Nerede kalmıştık? Vicdan. Kör bir adam sevdi beni, eline aldı, okşadı değer verdi, kimsenin vermediği kadar. Bir gün dışarı çıktık beraber. Uzun bir yola... Herşeyi geride bıraktık. Güveniyorduk birbirimize. Nereye gittiğimizi neredeyse hiç düşünmedik. Saatlerce yürüdük. Bir zaman sonra belki ikimiz de sıkılmıştık. Bilemiyorum... O zaten kördü. Şapşal şey. Tüm benliği benim avucumun içindeydi. Bilmiyordum sanki!
Bu kadar güç sahibi olmak beni şımartmıştı. Çıktığımız yol başlarda sessiz denebilecek, sevimli ama garip bir şekilde de biraz korkutucu bir yoldu. Dediğim gibi bu yol bizi bir süre sonra, yorması gerektiğinden daha fazla sıkmıştı.
Yolu değiştirebilirdim. Adam kördü zaten, nereden bilecekti nerede olduğumuzu ve böylece ona fark ettirmeden istediğim yola sapmayı kafama koymuş bulunuyordum.
Buna karar verirken asla adamı düşünmedim. Ne kadar zarar görür, ne kadar korkar hiç düşünmedim. Bu benim yaptığım ilk hataydı. Gerisi kendiliğinden geldi.
İnsan yaşadığından daha acımasız olabiliyor. Beynimiz zannettiğimizden çok daha kindar. Unutmuyor ve karakterimizin negatif kısmı, aslında sadece bir yanılgı olan, intikamın ta kendisi oluyor. Uzun bir zaman süresince yaşanan olayların sonuçları toplanıyor, tepki oluyor ve kimliğimizdeki boşluğu doldurmaya başlıyor. Buna karakter diyoruz. Her tepkimiz bir işaret. Tek tek analiz edilseler-o andan önceki tüm yaşantımız boyunca kırıldığımız, sevindiğimiz anlar- karakterimizin tam bir haritası rahatlıkla elde edilebilirdi.
Yoldan çıkmak sıkılmaktan çok kaçmaya benziyor bu durumda.
Yeteri kadar düşülmeden alınmış tüm kararlar... Saygıyla ve yüzsüzlükle eğiliyorum önünüzde. Pes ediyorum...
alıntıdır