02-18-2008, 11:07 AM
Olur olmazıyla, kendi sorun ve kuruntularıyla hıçınlaşıp sinirlenen, bunun sonucunda da kendini bunalım içinde bulan insanlardan bahsetmek istiyorum.
Bu ve bu gibi belirtileri, kişi kendini kandırarak saklamaya çalışsa da, vücut dilleri ve hareketleri onları eleverir. Duygularını, ihtiraslarını denetleyemez hale gelmesi, kendisini ve yakınlarını da, çevresindeki kişileri de mutsuz eder.
Bu nokta tehlikenin başlangıcıdır. Bu vakalarda tam bir teşhis ve tedavi için, o kişinin çocukluk yıllarına, yetiştiriliş tarzına ve eğitimine, daha doğrusu her türlü ilişkilerine inmek gerekir. Şimdiki tepkisi, mutlaka geçmiş dönemlerinde yaşadıklarının iziyle parelellik taşıyor olacaktır.
Bu tepkiye hırçınlık, şımarıklık, sinirlilik, geçimsizlik diyebilirsiniz. Hepsinin mevcut oluşu ya da bir tanesinin noksan oluşu hiç bir şeyi değiştirmeyecektir.
Bir yandan hükmetme, kabul ettirme egosu içinde, bir yandan da kendisine karşı gelenlere müdafaa mekanizmalarını hazır tutma çabası içinde olurlar. Müdafaa artık onun için kırıcı, yıkıcı, hakaret hatta sövücü olmuş hiç farketmez.
Herkesin ne yapıp, ne yapmaması gerektiğini, kendisinden başka alternatifin olmadığını, kabul ettirme yolunun bu olduğunu kendine kabul ettirmiştir. Bundan dolayı bu kişilerde "iyimserlik" aransa da bulunamaz, "zor" ve emir" geçerli olur. Çünkü doğru ve gerçek onun için budur.
"Kulağımızla dinler, beynimizle işitiriz" i kabul etmez. İstediği gibi anlar ve yorumlar. Artık algılama devre dışı kalmıştır.
Sonuç itibarı ile, kendisine ve çevresine daha fazla zarar verebileceğini düşünerek tıbbi teşhis ve tedavinin daha fazla gecikmeden uygulanması gerekmektedir.
*Yakınlarınızda, çevrenizde, bildik tanıdıklarınızda bu özellik ve belirtileri taşıyanlar varsa en yakın sağlık kuruluşuna götürünüz, ikna ediniz, bildiriniz.
---------ALINTIDIR----------
Bu ve bu gibi belirtileri, kişi kendini kandırarak saklamaya çalışsa da, vücut dilleri ve hareketleri onları eleverir. Duygularını, ihtiraslarını denetleyemez hale gelmesi, kendisini ve yakınlarını da, çevresindeki kişileri de mutsuz eder.
Bu nokta tehlikenin başlangıcıdır. Bu vakalarda tam bir teşhis ve tedavi için, o kişinin çocukluk yıllarına, yetiştiriliş tarzına ve eğitimine, daha doğrusu her türlü ilişkilerine inmek gerekir. Şimdiki tepkisi, mutlaka geçmiş dönemlerinde yaşadıklarının iziyle parelellik taşıyor olacaktır.
Bu tepkiye hırçınlık, şımarıklık, sinirlilik, geçimsizlik diyebilirsiniz. Hepsinin mevcut oluşu ya da bir tanesinin noksan oluşu hiç bir şeyi değiştirmeyecektir.
Bir yandan hükmetme, kabul ettirme egosu içinde, bir yandan da kendisine karşı gelenlere müdafaa mekanizmalarını hazır tutma çabası içinde olurlar. Müdafaa artık onun için kırıcı, yıkıcı, hakaret hatta sövücü olmuş hiç farketmez.
Herkesin ne yapıp, ne yapmaması gerektiğini, kendisinden başka alternatifin olmadığını, kabul ettirme yolunun bu olduğunu kendine kabul ettirmiştir. Bundan dolayı bu kişilerde "iyimserlik" aransa da bulunamaz, "zor" ve emir" geçerli olur. Çünkü doğru ve gerçek onun için budur.
"Kulağımızla dinler, beynimizle işitiriz" i kabul etmez. İstediği gibi anlar ve yorumlar. Artık algılama devre dışı kalmıştır.
Sonuç itibarı ile, kendisine ve çevresine daha fazla zarar verebileceğini düşünerek tıbbi teşhis ve tedavinin daha fazla gecikmeden uygulanması gerekmektedir.
*Yakınlarınızda, çevrenizde, bildik tanıdıklarınızda bu özellik ve belirtileri taşıyanlar varsa en yakın sağlık kuruluşuna götürünüz, ikna ediniz, bildiriniz.
---------ALINTIDIR----------