Pelin Karahan Fan

Tam Versiyon: Sinan Özçaylak Şiirleri
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Burdan Sizinle Sinan Özçaylak Şiirlerini Paylaşıcam.
Anladım Sevgili
Gözlerinde telaş...
Anladım sevgili gideceksin.
Bırak o zaman uzasın gece,
Son değişiyse dudaklarına dudaklarımın,
Bırak veda etsinler birbirlerine, özgürce.

Anladım sevgili,
Üryan, yalınayak,
Geçen yılları hiçe sayarak,
Gideceksin biliyorum,
Kendini bende bırakarak...

Ellerindeki ürkeklikten anladım.
Tıpkı ilk günkü gibi,
Çıplakken utanmandan,
Bitti belli,hiç bitmez sandığımız.
Kapatalım ışığı,
Görünmesin ağladığımız..

Neyi kurtarabilirim, bilmiyorum,
İndirsem suya yüreğimin filikalarını?
Anladım sevgili,
Yetti beklediğin
Benimle batmak yerine,
sen de terk edeceksin...
Ardından
Buğulanan cama adını yazdım.
Adından seyrediyorum şehri ardından.
Yüreğimle dölledim toprağın ana rahmini,
Çocuklarım, yolladım sana
Gelmediler mi?
Dalgalar taşıyıp vurmadılar özlemimi ayaklarına
Yapraklar bağırmadı mı sevdamı
Bulutlar düşürmedi mi gözyaşlarımı gözlerine
Adından seyrediyorum sehri ardından,
Gazetelere manşet oldu
Öfkemin zabıtalarınca yıkılan umudum...
Bahar
Ne olduğu belirsiz bir bahar kendini gösteriyor yine
utanarak...
ve ben bildiğim bütün duaları okuyarak kaçıyorum
baharın aşk sarhoşluğundan.
göğüslerinden süt damlıyor çiçeklerin,
sevdaya kesiyor mevsim.
ağaçların ıslak saçları ele veriyor mevsimin şehvetini
kadın kokuyor toprak.
sipariş vermeden usulca kapıyı çalıyor aşk.
Darağacı
Yüreğinde temize çekmiştim hayatımın müsvettesini.
Gözlerim gökyüzü;
gel gel de dinsin bu yağmur.
Hayat çekilişimin büyük ikramiyesi,
sensiz olamam;toprağın suya nikahı,
ayın dünyaya sevdası gibi,
ayar tutmaz artık bu gönül.
Doğurmadı yokluğunda hiç bir gece;
sen güneşimin kör ebesi, sabahlara hasretim gel artık.
Kime giydirdiysem bol geldi şiirden elbiseni.
Hiç bir leke sökücü sökemedi, dudağımdan dudağının izini.
Adın; şiirlerimin gizli öznesi.
Kokunu taşıyor, her bahar rüzgarların ücretsiz nakliyesi.
Sen yoksun ya; kumarda ortaya sürülmüş bedel kadar tedirginim.
Yaşamaya bile yeni alışırken daha
Kullanma klavuzunu beraberinde götürdün ömrümün.
Ayaküstü sevdalarda bekaretini yitirdi yürek,
Savunmam kırıldı ve terörist bir eylemdi artık sevişmelerim.
Dünyanın kalp atışları yavaşladı,
Yanlış bir zamanı göstermeye başladı bütün saatler.
Gel gel artık!
Ben burdayım ya aynamdaki sen,
aynımıyım?
Gönlümü ipotek ederek almıştım seni,
haczedildim gidişinle..!
Hepsini sana harcadım,
hayatdan borç aldığım zamanın.
Gölgesinde güneşleniyorum şimdi,
ölümle meyve veren ağacın.
gelmezsen, birazdan bir dalında da ben açacağım,
bir yıldız daha kayacak ve toprağı besleyecek bedenim.
Deli Çağım
En deli çağımın soru işaretisin,
ertelenmiş sevdam.
Yarını hiç olmadı sen saplantımın
ve vasati değil, tamı tamına kırk dereden getirdiğim sularla
yıkayarak izaha çalışıyordum,
yüreğimin anlamsız suskunluğunu.
Eee sende çok havalıydın o dönem
ki sanki; uyuz atlar arasında en hırçın kısraktın,
kimsenin yanına yaklaşmaya hakkı yoktu,
yeleni savuruşunla, şaha kalkışın öldürüyordu cesaretimi,
sevdamın her zaman kaçacak deliği hazırdı.
Senin yüzünden sigara içmeyi beceremeyen çocuğa çıkmıştı adım,
olur olmaz geliyordun aklıma ve hep doğru zamanda gözüme kaçıyordu
sigaranın dumanı.
En çok senin yanında terliyordu ustura görmemiş bıyıklarım.
Yüreğimden firar eden sözler,
gözlerinin siyah üniformalı korumalarına takılıyor
ve tekme tokat hapsediliyordu boğazıma;
bu yüzden en çok senin karşında gevşekti kravatım
Sırama kazımıştım adının baş harfini
ama sen şehir kızıydın, oralı bile değildin,
hep ön sıralarda otururdun bu yüzden iyi bilirim ensenin çoğrafyasını.
Her sabah okula koşuyordum,
notlarıma yansımasa da sempatim artmıştı
ama hep sende kalıyordum bir türlü tutturamadım karnemin lotosunu.
Gerçi ben en çok geceleri seviyordum,
rüyalarımda sen vardın, sana hastaydım,
çünkü; her sabah soğuk suyla banyolarımın tek sebebiydin,
en deli çağımın soru işaretiydin ertelenmiş sevdamdın.
Sen kırmızı başlıklı kızdın
ve bana bu masalda kötü kurt olma şansını bile vermemiştin,
kaldı ki o dönemler ben Robin Hood formundayım,
şiirlerle kurtarılacağını zannediyorum insanın,
herşeye hazır bir şiirim var... bir tek sana yok.
aklımca cezalandırıyorum seni.
Papatyalar bile bıkmıştı bana red cevabı vermekten,
sen bıkmadın. Gersi senin benden haberin bile yoktu.
Falcılarda değildi suç...
Kahvenin telvesi iyi bir ressam değildi ve asla resmedemezdi fincanıma seni.
Ama şarkılar...
şarkılardan fal tutuyordum, hep sen çıkıyordun.
Manda yuva yapıyordu mesela söğüt dalına,
yavrusunu muhakkak sen kapıyordun.
Gün giyinirken çok düğmeli siyah matem elbisesini,
onunla yas tutardım,
göz kuyularımdan çektiğim sularla yıkardım pencereni bir müddet,
sonra senli akşamlar başlardı...
Sen tanıştırmıştın alkolle kanımı
ve iki sevgili oldular;
sünger gibi emiyordum, sevişiyordu kanımla kafir.
senli mezelerin tatminkarlığı yetiyordu bana...
Saflığınla beyaza boyadığım içkimin satır aralarında boğuluyor,
yokluğunun kuponsuz promasyonu acınla taşıyordu kadehim.
Fahişe bir mutluluk konsomasyona çıkıyordu sonra,
masamda dansediyordu çarşafa bürünmüş suskunluğum.
bir müddet direnen erkekliğim, gözlerimin ihanetine uğruyor
ve peçetelere çiziyordu sensizliğin tuzlu resmini..
Bir bilseydin, beni bilseydin..!
En deli çağımın soru işaretiydin,
Ertelenmiş sevdamdım.
Bir gün ki o günden sonra artık altı günle çıkıyor haftalar,
bozdun orocunu...Nasıl oldu anlayamadım;
bir fırtına koptu, bir sel çoştu ki sadece seni değil,
neyim varsa kattı önüne, durdu dünya,
ve sen hala en deli çağımın soru işaretiydin,
beni bilseydin
Elde Varım
Çıkmaz sokaklarımın, en çıkar yeriydin,
Yaşamla savaşımın, ganimeti...
Sıratımdın sonu cennete açılan
Ve hayata bilmem kaç yerimden katlanma sebebim.
Senin kopardığın her takvim yaprağı kazançtı, zarardan kar ettiğim.
Ömrümün toplanında elde varımdın,
Eve avuca sığmayan.
Göz Tutulması
herkesten sakladığım sırrımsın, kendimden bile
sırra kadem bastığım gün anlamıştım
yerinde bıraktığın boşluğun büyüyeceğini.
Dolduramadı hiç kimse;
Hiçbirine olmadı yüreğimin sana biçtiği elbise.
'ard arda' geliyorsun ölü günlerde.
önce birin, sonra ötekin kalmıyorsun...
göz tutulması sadece
Kent-i Guraba
hoşbir tebessüm adınaydı bütün bu çaba;
akşamların bile akşamdan kaldığı bir kenttin çocuklarıydık
nefes nefese, koşar adım yaşlanıyordu zaman, biz yerimizde rakamları bilmeden sayıyorduk...
boş bir tebessüm adınaydı bütün bu çaba ve yalnızlık tüketiminde birinci sıradaydık.
Sevdalar;ihraç fazlası.
soğuk bir kentin çocuklarıydık, kar bile üşüyordu çoğu zaman.
yürek yangınları yetmiyordu ısıtmaya, ateş sadece düştüğü yeri yakabiliyordu.
yalnızca üşümemek için sarılıyorduk birbirimize.
saatlerimizi ayrılığa göre ayarlamıştık,
gözlerimiz rutubetten küflenmişti
belkide bu yüzden güzel bakamıyorduk hayata.
gönle ferman dinlemeyi öğretmişti birileri;
ama yinede aşk, kaçak yollardan yasadışı olarak giriyordu yüreğimize.
sevişmelerin en güzel yerinde çalıyordu sirenler...
dünya bir topaç değildi ve dönmüyordu avucumuzda!
ekmek taşa ekiliydi zordu hasadı...
Kent-i Guruba-2
yakama iliştirdiğim yalnızlık rozetimle,
bütün dipnotlarını ezbere biliyorum hayatın...
yaşamak;
yaşadığını kanıtlamak için bilmem kaç şahit göstersede birileri
kafi gelmiyor.
dil döndüğünce anlatılabiliyor rezillik.
durmuş ya da dönmüş farketmiyor yuvarlak oldukça dünya.
yemin ediyor birileri sevdiğinin üstüne,
sevgililer kara borsa...
bir yürek koyuyorsun almak için para etmiyor.
zulanda sakladığın birkaç şişe şarap hazırolda karşılıyor seni,
sarhoşluklar mezesiz.
kılıç balığının kılıcını kırmış ağ sahipleri...
Sayfa: 1 2
Referans URL