Pelin Karahan Fan

Tam Versiyon: Manas Destanı(Ayrıntılı)
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Han Manas'ın aşına haberin ulaştığı yerlerden dostlar, tanıdıklar, ünlü bilgiçler arda ardına gelmeye başladılar.

Ceti-Suu'da yerleşen halkın atası olan ihtiyar, şu anda doksan beş yaşında idi. Milleti duasıyla zenginleştiren, tedbirli; halkın gönlünü kıracak iş yapmayacak kadar akıllı, kara Hıtay'ı id****i altına alacak kadar yiğit Katagan Han'ı Koşoyhan Manas'ın aşına hizmet etmek için erkenden geldi.

Keng Alay'a yerleşen, dokunduğunu sağ bırakmayan kibirli Er Töştük de eski dostumun aşında altmış gün hizmet edeceğim diye geldi.

Aşağıdaki Urum denen halktan, yani kırk günlük yerden hareket eden Urumhan'ın oğlu Kökbörü, candostum hayatta ise elini sıkayım, oğlu Semetey'i görüp geleyim, hiç olmazsa ayaştan özür dileyim diye sarı altın, beyaz gümüşü atına yükleyip, Narbuudanını koşturup yanına hanımını ve on iki yaşında bir yiğit olan, eski elbise giymiş Koyonalı denen bahadır oğlunu alarak geldi. Koyonalı'nın yaşı küçüktü ama, bir arslan gibiydi, benzersiz alpti, nehir gibi kan akıtan, düşmanlarının canına okuyan kaplanın da kendisi idi. "Bahadır ayaş atama kendim hizmet edeyim, aşının başında durayım" diye bileklerini sıvayıp işe girişti.

Acıbay'ın haber vermesi üzerine, Manas'ın kıymetli dostlarının ardından Oyrat hanı Karaç'ın arbedeci kızı Saykal da siyah saçlarını topuz şeklinde toplayarak Manas'ın kırk günlük aşında hizmet edeceğim diye geldi. Şımarık Saykal, Han Manas'a küskündü, Manas'la boy ölçüşmüştü, sonunda barıştığı bahadıra kıyamadı, rahat edemedi. Bastığı yerden toz duman, baktığından can çıkaran bu kız, bir zamanlar yapılan mızrak kavgasında Kırgız'ın beli kırılır diye bahadır Manas'a mızrak vurmaya kıyamamıştı. Mazeyil'de yerleşmişti, geniş Turfan'da kışlardı.

Bahadır Manas gözünü açtı, son bir kez kendisine gelip başında sızlayıp duran Kanıkey'e sordu:

"Hatun vedalaşma zamanı geldi. Kaçınılmaz an geldi. Ahret dostlarımla son bir kez görüşeyim, yiğitleri buraya çağır." dedi, bahadır Manas, yastığa yaslanıp oturarak

Otağın kapısını Kanıkey açtı.

Bahadırın Otağına Bakay, Koşoy başta olmak üzere on iki hanı, çoraları, köleleri, dostları girip bir bir vedalaştılar.

Bahadır Manas ağlayan yiğitlerin iniltilerini eliyle işaret ederek bastırdı.

Bahadır, sanki öteki dünyaya gitmeyecekmiş gibi, kıyamet gününü görmeyecekmiş gibi, ne kaşını çatıyor, ne üzülüyordu, acı çektiğini belli etmeden, gayretinden hiçbir şey kaybetmeden dağlardaki kartallar gibi oturuyordu.

Zavallı yenge Kanıkey gökyeleli Bozkurdun dostu Kökbörü'nün on iki yaşındaki oğlu Koyonalı'yı Manas'a yaklaştırmadı, onu zor tutuyordu.

"Yapma yavrum, ayaş atan Manas'ın baktığı kimse sağ kalmaz. Gözlerinde kara beni, yüzünde zehiri var. Onun bakışlarına dayanamayan sağ kalmıyor. Sözümü dinle, oğlum." dedi yalvararak.

"Ayaş atam Manas'la görüşmeden, ellerini sıkmadan nasıl kapısında kalırım. Yüzünü görmemektense ayaş atamın peşinden gitmeye razıyım." küçük yiğit Koyonalı ayaş anasından sıyrılarak çevik bir hareketle içeri sokuluverdi, selam verip Manas'ın ellerini tuttu.

"Yolculuğunuz hayırlı olsun, han ata!" dedi Koyonalı ağlayarak.

Dönüşü olmayan yere gitmekte olan Bozkurt Manas gözlerini tekrar açıp ellerini sıkıca tutan yaramaz çocuğa bir bakıp:

"Bu pehlivanı hiç görmemişim. Kim bu?" dedi Manas keskin bakışlarla.

"Bahadırım, sözünü geri al, gözünü aç! Bu işte dostun Kökbörü'nün oğludur" dedi Kanıkey ağlayarak. .

"Kökbörü, ahret dostum, bu oğlun çok kuvvetliymiş, güçlüymüş. Talihsiz halktan biri değil, boşuboşuna akan bir sel imiş. Bahadırın yolu dar imiş, vefasız dünyaya erken gelen bir oğlan imiş. Dostum, müsaade et, öbür dünyada bana yoldaş olsun, oğlunu baha helal et" dedi bahadır Manas.

"Dostum, oğlum değil gerekirse canımı da beraber al!" dedi Kökbörü bahadır Manas'a dikkatlice bakarak.

Bahadır Manas bir daha konuşmadı, mizan topyıldızı dolduktan, yiğitlerle vedalaştıktan sonra elli iki yaşında vefat oldu.
Er Koşoy, Er Bakay, Er Töştük, Er Koyonalı Kanıkey'in yanında yas tutup oturdular. Bu dünyadan göç eden arslanın aşını muhteşem bir şekilde verelim diye ak buğday ununu çiğneyip, Kelime-i Şahadet okuyup, antlaşarak geri dönmeye başladılar.

Han Koşoy'un Zühre yıldızına benzeyen iri gözlerinden akan yaşları beyaz sakallarından sızarak atının yelelerine düştü. "Yaşacağını yaşamış olan beni niye almadın Tanrım?" diye dertli dertli ağlayarak yurduna döndü Han Koşoy.

Geniş Talas'ı sarsacak şekilde "Yer altında yaşarken Manas gibi arslan'ı görmedin, yer yüzünde yaşarken de Manas'a denk geleni görmedim, vefasız dünya. Bahadırımla birlikte niye ölmedim?" diyen Er Töştük de yerine döndü.

Han Manas'ın kıymetli y'rı olan, siyah giyen Saykal parlayan beyaz yüzlerinden kan çıkarıp, toplanmış saçlarını dağıtıp, kan karışık akan yaşlarını atının dizgininden sızdırıp, kırk çorasını peşine alıp ağıt yakarak kendi obasına ulaştı. Karag'hına varınca Manas'ın ölümüne çok üzülen babası haysiyetli Karaça "Manas adlı arslana üzülmemek elde mi?" diye yas tutup altmış kadına ağıt yaktırdı. O gün Saykal, geceyi geçiremeden bu dünyadan göç etmişti. Saykal'ın cesedi kararg'hında bulunamadı. Basiretli evliyalar: "Tanrının sevgili kulu Saykal halkıyla vedalaştıktan sonra sevgili dostu Manas'a gitmiştir." dediler.

Gökyeleli bozkurt Manas ile sevgili dostu olan Urumhan'ın oğlu Kökbörü yadig'r olarak Bahadırın çadırını almıştı. Oğluyla birlikte geri dönerken yolun yarısından düşmanlarının saldırısına uğrayıp on iki yaşındaki yalnız oğlu Koyonalı'yı kaybetti. Kökbörü, Koyonalı'nın cesedini bulamadı. Nasili Han'ın kızı olan akıllı Külnar üzülen kocasını şöyle dedi: "Gözbebeğin oğlunu candostun Manas istediğinde vermemişsin padişahın, Tanrının emriyle sırdaşın Manas'a yoldaş olmaya gitmiş oğlun." Üzülme dedi.

Bahadır Manas'ın ölümünden bir yıl geçti. Yalan dünyada nice nehirler taşıp, göller dalgalanıp, nice yamaçlar bozuldu. Yapmaya söz verdiği aşa hanlar gelmediler. Manas'ın babası Cakıp da, onun oğulları Abike, Köböş de hanlığı kapma çekişmesine girdiği için kabilenin bereketi kaçtı. Kahramanın aşını veremediler.

Tündüğü yapılmayan ak otakta yas tutan Kanıkey bahadırdan kalan tek oğlu Semetey'i bağrına basıp hüzünlü hüzünlü şiir söyleyerek ağlıyordu.

Gökyeleli kurdun atı, altın direğe mahzun bakıp duruyordu.

Han kararg'hının kalesinin dışında, ıssız yerde, kara taşın üzerinde kararg'ha yaklaşmadan ağlaya ağlaya gözleri kararan ihtiyar Bakay, büyük bir üzüntü içinde oturuyordu.

Manas'ın hikayesi böyle olmuştur, sözümüz tamam olmuştur.

...The End...
saoL manaS destaını coq meraq edıodm ztN....ManyaKYuz11
maNas deSTanı biRisi ezbeRLemiş aMa 30 seNede 800 000 beyitLikti gaLiba iii çaLışmıŞTımdaa...ManyaK Yuz11 Yuz11
SaoLL .. Göz Kırp
paylaşım için çoq te$ekkürLér..Gülücük
sqllYuz11
payLaŞım iÇin sağoL
Paylaştıqın için teşekkürler... Göz Kırp
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Referans URL