01-04-2008, 10:47 PM
Ben ayağımı sağlam basarım. Peki ama neden? Neden birbirimize güvensizliğimiz ve kaypak zeminde hissetmemiz kendimizi? Dostumuza, tanıdıklarımıza ya da hiç tanımadığımız insanlara karşı korunma, savunma kalkanlarımız. Neden potansiyel tehlike olarak görürüz kişileri? Ve neden gündüz baskı içindeki yaşamımız, gece yarısını geçen saatlerde -kendimizle hesaplaşmamız bitmişken- yerini özgürlüğe bırakır. Sahi neden dengeleri korumak adına rol yapar, kendimiz olamayız. Rollerimizin sayısı her başlayan günle arttıkça, olumlanan kişiliğimiz aslında kişiliksizleşmiyor mu sizce? O zaman neden birey olmaktan uzaklaşır gece yarısından sonraki özgür düşlere erteleriz kendimizi? *Karşımdaki tilkiyse, ben de kuyruğuyum derken, kime karşı ve ne adına kuyruklu tilki ya da kuyruksuz tilki savaşları. Amacımız zarardan korunmakken, acaba zarar mı vermekteyiz diğerlerine? * Beni kimse üzemez derken tüm insanları potansiyel üzücü olarak mı görmekteyiz; bu yuzden mi olacaklara daima hazirlikliyiz?
Neden, kendimize bile güvenmiyoruz gece yarısından önce? Kendimize güvenmediğimiz için midir kalkanlı korungaçlarımız? Biz mi istedik adına rasyonellik dediğimiz yaşam tarzını, yoksa insanlar mı getirdi bizi bu hale? Birilerinin dediği gibi 'iyiliğin iyi olduğu herkesçe kabullenilirse, kötülük kendiliğinden ortadan kalkar' sizce de doğru değil mi? İyinin iyi olduğu kabul görseydi böyle olur muyduk, rasyonellik adına duygularımızı öldürür müydük gerçekten?
Neden denizde damla olmak olumlu, denize kabul edilmeyen çakıl olumsuzdur. Çakıl olmak; ya da kabul edilmiş damla olmak? Seçim hakkı bizim üstelik. Damla olup, çakıl örtmek mi? Çakıl olup -batırılmışken dibe, arayan yalnız güneşken çakılı diplerde- bütün damlalara gülümsemek mi? Sahi ne demişlerdi; 'ormanda yol ikiye ayrılıyordu ve ben daha az geçilmişini seçtim, işte tüm fark buradan doğdu'
Neden, kendimize bile güvenmiyoruz gece yarısından önce? Kendimize güvenmediğimiz için midir kalkanlı korungaçlarımız? Biz mi istedik adına rasyonellik dediğimiz yaşam tarzını, yoksa insanlar mı getirdi bizi bu hale? Birilerinin dediği gibi 'iyiliğin iyi olduğu herkesçe kabullenilirse, kötülük kendiliğinden ortadan kalkar' sizce de doğru değil mi? İyinin iyi olduğu kabul görseydi böyle olur muyduk, rasyonellik adına duygularımızı öldürür müydük gerçekten?
Neden denizde damla olmak olumlu, denize kabul edilmeyen çakıl olumsuzdur. Çakıl olmak; ya da kabul edilmiş damla olmak? Seçim hakkı bizim üstelik. Damla olup, çakıl örtmek mi? Çakıl olup -batırılmışken dibe, arayan yalnız güneşken çakılı diplerde- bütün damlalara gülümsemek mi? Sahi ne demişlerdi; 'ormanda yol ikiye ayrılıyordu ve ben daha az geçilmişini seçtim, işte tüm fark buradan doğdu'