Doğada duyulan seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklere yansıma denir.
“Suyun şırıltısı insanı dinlendirir.”
“Kedinin acı miyavlaması ile uyandım.”
“Şu cızırtıyı durdurun artık.”
cümlelerindeki altı çizil sözcükler birer yansımadır. Çünkü bu sesleri biz doğada duyuyoruz.
Rüzgar olmak mümkün olsa Keşke Esip unutmak herşeyi...
Sözün anlamını pekiştirmek, onu zenginleştirmek ya da değişik anlam ilgileri oluşturmak için iki sözün bir araya getirilmesiyle oluşan söz öbeklerine ikileme denir.
İkilemeler aynı sözcüğün tekrarıyla, yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla, karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla, biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle yapılabilir.
“Adam acı acı güldü.”
cümlesinde ikileme aynı sözcüğün tekrarı ile,
“Yalan yanlış sözlerle bizi oyalamışlardı.”
cümlesinde yakın anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması ile,
“Gece gündüz çalışıyordu.”
cümlesinde karşıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması ile,
“Lütfen saçma sapan konuşma.”
cümlesinde ikileme biri anlamlı, biri anlamsız sözcüklerin birlikte kullanılması ile oluşmuştur.
Rüzgar olmak mümkün olsa Keşke Esip unutmak herşeyi...
Benzetme ilgisi kurmadan bir sözün, başka bir sözün yerine kullanılmasına ad aktarması denir.
“Seni şirketten aradılar.”
cümlesinde “şirket” sözcüğünde ad aktarması vardır. Burada şirkette görevli birinin, örneğin sekreterin araması söz konusudur. Ama cümlede “şirketten” sözü ile genel söylenip, özel anlam anlatılmak istenmiştir.
“Ben ortaokulda Akif'i çok okudum.”
cümlesinde “Akif” sözü ile Mehmet Akif'in şiirleri kastedilmiştir.
“Öğretmen içeri girince sınıf ayağa kalktı.”
cümlesinde “sınıf” sözcüğünde ad aktarması vardır. Bu cümlede “sınıf” ile anlatılmak isten “öğrenciler”dir. Dış söylenerek iç kastedilmiştir.
“Batı teknolojide bizden ileridir.”
“Türkiye sizinle gurur duyuyor.”
“Soba yanınca oda ısındı.”
cümlelerindeki altı çizili sözcüklerde ad aktarması söz konusudur
Rüzgar olmak mümkün olsa Keşke Esip unutmak herşeyi...
Bir deneyimi, birikimi aktarırken değer yargısı oluşturan ve değer yargılarını yaşatan, akılda kalıcı, özlü sözlerdir.Bir toplumun derin manevi, tarihsel
ve mitoloji bilgilerini birleştirirler.
Bazı özellikleri ise ;
- Kalıplaşmış sözlerdir.
- Sözlerin yeri değiştirlemez ,başka söz kullanılamaz.
- Kısa ve öz olmalıdır. Az sözle çok şey ifade etmelidir.
- Genellikle tek cümleden bazen de iki cümleden ibarettir.
- Atasözlerinin kimileri doğrudan doğruya öğüt vericidir.
- Atasözlerinin mecazi anlamları vardır.Kimisinde ise mecaz yoktur,doğrudan sözlerdir.
- Diğer anonim halk edebiyatı ürünlerinde olduğu gibi atasözlerinin de,ilk söyleyeni zamanla unutulmuştur.
- Atasözleri ulusların çok değişik dönemlerinde söylenmiş sözlerdir.
Bunun için de bazılarının söylenmiş oldukları döneme göre çok
doğru sözler olabilmelerine karşın günümüzde ya da gelecekte doğrulukları tartışılabilecektir.
Bazı örnekler :
* Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
* Görünen köy kılavuz istemez.
* Harman yel ile, düğün el ile olur.
* Saç sefadan tırnak cefadan uzar
* Yazın başı pişenin,kışın aşı pişer
* Zahmetsiz rahmet olmaz.
Rüzgar olmak mümkün olsa Keşke Esip unutmak herşeyi...
Söyleyeni belli, kısa, anlamlı sözdür. Bireysel ya da toplumsal bir ilke, bir görüş, bir kanıyı en kısa yoldan anlatır. Yaşam deneyimine ve gözleme dayanır.
Bazı örnekler:
* Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. (Mustafa Kemal ATATÜRK)
* Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. (Albert Einstein)
*İyiliğe gücün yetmezse, kötülük etme. (Aristo)
*En tehlikeli insanlar yarı deliler ve yarım akıllılardır. (Goethe)
*Fenalıkların ilki ve en büyüğü, haksızlıkların cezasız kalmasıdır. (Eflatun)
Rüzgar olmak mümkün olsa Keşke Esip unutmak herşeyi...
Sözcükler tür bakımından temelde iki ana gruba ve sekiz ayrı türe ayrılır:
a. İsim soylu sözcükler: İsim,sıfat,zamir,zarf,edat,bağlaç ve ünlemler
b. Fiiler soylu sözcükler: Fiiller
İSİM (AD)
Varlıkları,kavramları karşılayan sözcüklerdir.
İsimlerle,karşıladıkları kavram ve nesneler arasında çok sıkı bir ilgi vardır.Bunlar daima birbirlerini çağrıştır.
Örneğin; "kitap" sözü aklımızda hemen varlık olarak "kitap" nesnesini canlandırır ya da bir kitabı gördüğümüzde zihnimize hemen onu karşılayan isim gelir.
Kavramlar için ise bu kadar belirgin bir ilişki varlığını söyleyemeyiz. Örneğin "dert" dendiğinde aklımızda bir nesne canlanmaz; ancak bunun insanı sıkıntıya sokan bir durum olduğu zihnimizde belirir.
İsim çeşitleri ise şu şekildedir:
A. Varlıklara Verilişlerine Göre İsimler
1. CİNS İSİM
Aynı türden varlıkları karşılayan isimlerdir.Bu varlıkların benzerleri etrafta çoktur.
Cins isimlerin ilk harfleri büyük harflerle yazılmaz.
Örn.; "Çiçek,okul,kitap,silgi ..." v.s.
2. ÖZEL İSİM
Tek olan,tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan isimlerdir.
Ankara, Kayseri, Adıyaman gibi yer adları,
Hatice, Sultan, Recep gibi kişi adları,
Türkiye, İtalya, Sudan gibi ülke adları,
Günün Ötesi, Kiralık Konak, Türk Edebiyatı, Hürriyet gibi kitap, dergi, gazete adları,
Bilkent Üniversitesi, Yeşilay, Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi kurum adları,
İngilizce, Türkçe, Rusça gibi dil adları,
Boncuk, Tekir, Yumak gibi hayvanlara verilen adlar özel isimdir, başharfleri büyük harf olarak yazılır.
B. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler
1. TEKİL İSİM
Sayıca tek bir varlığı karşılayan isimlere tekil isim denir.
Bunlar; "kitap, çocuk, şiir, bilgisayar ..." gibi bir varlığı karşılayan isimlerdir.
2.ÇOĞUL İSİM
Sayıca birden çok varlığı karşılayan isimlerdir. Çoğul isimler, "-ler, -lar" eki getirilerek yapılır.
"Kitaplar, çocuklar, şiirler, bilgisayarlar ..."
3.TOPLULUK İSMİ
Yapıca tekil olduğu halde, yani çoğul eki almadığı halde birden çok varlığı karşılayan isimlere topluluk ismi denir .
"Toplum, halk, millet, ordu, bölük, sürü ..." sözcükleri birer topluluk adıdır.
Topluluk isimleri de çoğul eki alabilir. Bu durumda grupların çoğulu bildirilmiş olur.
Örn.; "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz!" cümlesinde "ordu" topluluk ismi çoğul eki almıştır.Burada ordunun birden fazla olduğu anlatılmak istenmiştir.
C. Varlıkların Oluşlarına Göre İsimler
1.SOMUT (MADDE) İSİM
Duyu organlarımız ile algılanan isimlere somut isim denir.
"Kitap,masa,insan,ışık ..." isimleri, beş duyumuzdan biri ile algılanan somut isimlerdir.
2.SOYUT (MANA) İSİM
Duyu organlarımız ile algılanamayan, ama varlığına inandığımız isimleridir.
- En az iki sözcükten oluşurlar.
- Sözcükler temel anlamlarını yitirip,birlikte yeni bir anlam kazanırlar.
- Sözcüklerin türleri ne olursa olsun mutlaka bir ismi karşılar.
- Her zaman bitişik yazılırlar.
Sözcüklerin kök veya gövdelerine gelerek onların cümledeki görevlerini belirleyen, onlara değişik anlamlar katan ya da onlardan yeni sözcükler türeten ses veya ses birleşimlerine ek (takı) denir.
Ekler çekim eki ve yapım eki olmak üzere temelde ikiye ayrılır.
A. ÇEKİM EKLERİ
Çekim ekleri fiil çekim ekleri ve isim çekim ekleri olmak üzere ikiye ayrılır. Fiil çekim eklerini “fiiler” konusunda gördüğümüz için burada sadece isim çekim eklerine değineceğiz.
Şimdi isim çekim eklerini anlamlarıyla görelim.
İSİM ÇEKİM EKLERİ
İsim soylu sözcüklere gelerek onlara cümlede görev ve anlam kazandıran eklerdir.
1. Çokluk Eki
Asıl işlevi isimlerin sayı bakımından çokluğunu bildirmektir.
"Okullar, evler, insanlar, çiçekler, sular..."
Çokluk eki, bu işlevinin dışında eklendiği sözcüğe değişik anlamlar da kazandırır.
“Türkler köklü milletlerdendir.”
cümlesine “millet” anlamı,
“Beş yaşlarında bir çocuğu var.”
cümlesine “yaklaşık” anlamı,
“Bu akşam Bülent Beyler bize gelecekler.”
cümlesine “aile” anlamı,
“Akşamları erken yatmayı severim.”
cümlesine “her” anlamı katmıştır.
2. Hâl (Durum) Ekleri
İsim soylu sözcüklere gelerek onların yüklemle ya da diğer sözcüklerle ilgilerini sağlayan eklerdir.
a. - i hâl eki (belirtme hâli) : İsimlere getirilen “-ı, -i, -u, -ü” ekidir.
“Ses - i duydum.”
“Okul - u bitirdim.”
cümlelerinde kullanılan eklerdir. Fiilin neyi etkilediğini gösterir. Fiile sorulan “kimi, neyi” sorularına cevap verir.
b. - e hâl eki (yönelme hâli) : İsme getirilen “-a, -e” hâl ekidir.
“Okula dün gitmedim.”
cümlesinde yer bildirir.
“Akşama size geleceğiz.”
cümlesinde zaman bildirir; zarf yapar.
c. - de hâl eki (bulunma hâli) : İsme getirilen “-da, -de, -ta, -te” ekidir.
“Durakta otobüs bekliyor.”
cümlesinde yer bildirir.
“İki saattir ayakta duruyor.”
cümlesinde durum bildirerek zarf yapmış.
“Beşte gidelim sinemaya.”
cümlesinde zaman bildirerek zarf yapmış.
“Onlar sanatın gözde kişileridir.”
cümlesinde eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmiş ve sıfat yapmış. “-de” hâl eki bu durumda yapım eki olmuştur.
“Tarlada adam boyunda mısırlar vardı.”
cümlesinde sıfat yapmış ancak yapım eki olmamıştır.
d. - den hâli (çıkma durumu) : İsme getirilen “-dan, -den, -tan, -ten” ekidir.
“Dükkândan az önce çıktı.”
cümlesinde yer bildirmiş.
“İzmir'e akşamdan gidelim.”
cümlesinde zaman bildirmiş.
“Sıradan kitaplar sana bir şey kazandırmaz.”
cümlesinde eklendiği sözcüğün anlamını değiştirerek sıfat yapmış ve yapım eki olmuş.
“Kitaptan daha iyi dost olur mu?”
cümlesinde karşılaştırma bildirmiş.
“Hastalandığından okula gelememiş.”
cümlesinde neden bildirmiş.
e. Yalın hâli : İsimlerin hâl eki almamış şeklidir. İsimler hâl ekleri dışındaki çekim eklerini aldıklarında yalın hâlden çıkmaz.
“Çiçek, evler, okulumuz, kitap, ağaç...”
3. Eşitlik Eki
İsim soylu sözcüklere gelip onlara değişik anlamlar katan ve anlama bağlı olarak onları sıfat, zarf yapan - ce , -ca (-çe, -ça) ekleridir.
Eklendiği ismin bir şahsa ya da nesneye ait olduğunu gösteren ektir. Aitlik ilgisini, kendinden önceki bir sözcüğe ya da söz öbeğine bağlayarak bildirir. Altı şahsa göre çekimlenir.
(benim)_____defter - im___-_silgi - m
(senin)___-__defter - in___-__silgi - n
(onun)______defter - i______-silgi - si
(bizim)____--defter - imiz_-_--silgi - miz
(sizin)--------defter - iniz------silgi - niz
(onların)------defter - leri -----silgi - leri
İyelik eklerini benzer eklerle karıştırmamak gerekir. Örneğin iyilik üçüncü tekil kişi eki ile belirtme hâli eki karıştırılabilir.
“Ev- i yeni aldık.” (o evi)
“Ev- i çok büyükmüş.” (onun evi)
Bu iki sözcükte de “-i” eki var. Hangisi iyelik, hangisi hâl anlamak için şu soruyu sorabiliriz:
“Kimin evi?”
Bu soruyu sorduğumuzda ikinci cümlenin cevap verdiğini ve “Onun evi büyükmüş.” şeklinde söylenebildiğini görüyoruz. Öyleyse “-i” eki ikinci cümlede iyelik eki, birinci cümlede ise “Neyi aldık?” sorusuna cevap verdiğinden “-i” hâl eki olarak kullanılmıştır.
Ayrıca “-i” eki almış sözcüğün başına “onun” sözcüğü getirerek de bunu anlayabiliriz.
(Onun) “Ev - i yeni aldık.”
olmuyor, ama
(Onun) “Ev - i çok büyükmüş.”
oluyor. Demek ki ikinci cümledeki “-i” eki, iyelik ekidir.
5. İlgi Ekleri
İyelik ekiyle çok sıkı biçimde ilgisi olan bir ektir. Eklendiği isme ait olan başka bir sözün varlığını gösterir. Bağlı olduğu isim ilgi ekli isimden sonra gelir.
Ben - im = kitabım
Sen - in = kitabın
O - nun = kitabı
Biz - im = kitabımız
Siz - in = kitabınız
Onlar - ın =kitapları
B. YAPIM EKLERİ
İsim ve fiillerin kök veya gövdelerine gelerek onlardan başka isim ya da fiil türeten eklerdir.
Burada kök sözünü de açıklamakta fayda var.
Kök
Bir sözcüğün anlamı ve yapısı bozulmadan parçalanamayan en küçük parçasıdır.
Köklerde yapım eki bulunmaz, ancak çekim eki bulunabilir. Örneğin;
“Ağaçlarımız” sözcüğünde “ağaç”, sözcüğün, anlamlı ve parçalanamayan en küçük parçasıdır. “lar” çokluk ekidir; yani isim çekim ekidir.
“-(ı)-mız” eki iyelik ekidir; yani isim çekim ekidir.
Öyleyse bu sözcük yapım eki almamıştır, kök hâlindedir.
Kökler iki türde bulunur: İsim kökleri ve fiil kökleri.
“Baktı” sözcüğündeki kök “bak-” fiil kökü; “tuzluk” sözcüğünün kökü olan “tuz” isim köküdür.
Sözcüğün köküyle, ek aldıktan sonraki şekli arasında mutlaka bir anlam ilgisi olmalıdır.
“Balıkçılık” kelimesinin ek ve köklerine “balık-çı-lık” şeklinde ayrılır. Yoksa “balık” kelimesi bölünüp de köküne “bal” denemez. Çünkü “bal” kelimesi ile “balık” kelimesi arasında anlamca bağlantı yoktur.
Sözcüğün yapım eki aldıktan sonraki durumuna gövde denir.
Bir sözcük birden çok yapım eki alabilir. İlk yapım eki köke diğerleri gövdeye eklenir.
Çekim Ekiyle Yapım Ekinin Farkları
Çekim ekleri eklendiği sözcüğün anlamında bir değişiklik yapmaz; yapım ekleri ise anlamı, köke bağlı olmak şartıyla, değiştirir. Örneğin;
“Kitabı aradım.”
cümlesindeki “kitaözcüğü “sayfalardan oluşan ve okunan nesne” anlamındadır. “-i” hâl ekini alarak “kitabı” şekline geldiğinde de anlamı değişmemektedir.
“Kitapçı aradım.”
cümlesinde ise “sayfalardan oluşan ve okunan nesne” olan “kitap” sözcüğü “-cı” yapım ekini alarak bu anlamını yitirmiş, “kitap satılan yer” anlamına gelmiştir. Yani “kitap”la bir anlam ilgisi vardır; ama yeni bir sözcük oluşmuştur.
Çekim ekleri bir sözcüğe yapım ekinden sonra eklenir. Yani önce yapım ekleri, sonra çekim ekleri gelir. İstisnaları olsa da bu genel bir kuraldır.
Ek ve kök hakkındaki bu genel bilgilerden sonra şimdi eklerin önemlileri üzerinde durabiliriz.
1. İsimden İsim Yapan Ekler
İsim kök veya gövdelerine gelerek onlardan yeni isimler türeten eklerdir. Ancak bu sözcükler sıfat, zarf gibi görevlerde de kullanılabilir.
“Kiralık ev vardır.
“Sulu yemeleri çok sever.”
“İşsiz insanlara yardımcı oluyordu.”
“Büyüyünce futbolcu olacakmış”
“Sınıflara üçer kişi alalım.”
2. İsimden Fiil Yapan Ekler
İsim kök veya gövdelerine gelerek onlardan fiil türeten eklerdir.
“Bahçedeki çiçekleri suladı.”
“Hastamız nihayet düzeldi.”
“Arabanın çamurluğu eğrildi.”
“Dudağın kanamış.”
“Çocuğunu görünce gözleri yaşardı.”
“Kulağına ne fısıldadı?”
“Bugün çok geciktin”
“Sonbaharda yapraklar sararır.”
3. Fiilden İsim Yapan Ekler
Fiil kök veya gövdelerine gelerek onlardan isim türeten eklerdir. Bunlar da cümlede sıfat, zarf görevlerinde kullanılabilir.
“Otobüs durakları yenileniyor.”
“Ders çalışmak için istek gerekir.”
“Asırlardır bir yığın dertle uğraşıyoruz.”
“Evrenin mayası sevgi değil midir?”
“Senin alıngan olduğunu unutmuşum.”
“Dalgıçlar batan gemiyi arıyor.”
“Okuyucu eserin kalitesini bilir.”
“Yazı yazmakta ustalaşmıştı.”
“Artık elektriklerde kesinti olmayacak.”
“Bu dağlar arsında geçit var mı?”
4. Fiilden Fiil Yapan Ekler
Fiil kök veya gövdelerine gelerek onlardan yeni fiiller türeten eklerdir.
“Masadan düşen vazo kırıldı.”
“Kurşun sesiyle ortalık karıştı.”
“İnşaatı iki yılda bitirdi.”
“Küçük köpek, konuklara saldırdı.”
“Bakkaldan kendine gazete aldırttı.”
“Bahçedeki çiçekleri koparmışlar.”
“Savcı bütün dosyaları inceletti.”
Rüzgar olmak mümkün olsa Keşke Esip unutmak herşeyi...
Bir ismin aitlik ilgisi bakımından daha belirli hale gelmesi için başka bir isim tarafından tamlanmasıyla meydana gelen söz öbeğine isim tamlaması denir.
Belli kuralar dahilinde en az iki sözcük bir araya gelerek isim tamlamasını oluşturur.
İsim tamlamaları "tamlayan ve tamlanan" olmak üzere iki unsurdan oluşur.
Tamlayan birinci sözcük, tamlanan ise ikinci sözcüktür.İsim tamlamalarının tamlayanında ilgi, tamlananında ise iyelik eki vardır.
1. BELİRTİLİ İSİM TAMLAMASI
Tamlayanın ilgi, tamlananın iyelik eki aldığı tamlamalardır.
Her iki unsuru da ek olarak oluşturulan bu tür tamlamalarda kuvvetli bir aitlik ilgisi vardır.
"Evin kapısı açık kalmış."
cümlesindeki "evin kapısı" söz öbei belirtili isim tamlamasıdır. Görüldüğü gibi, her iki sözcük de ek almıştır.Bu tamlamada iki sözcük arasındaki kuvvetli bir ilişki kendini göstermektedir.
Belirtili isim tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına başka sözcükler girebilir.
"Kerem'in mavi gömleği güzelmiş."
cümlesinde araya "mavi" sıfatı girmiştir.
"-den" hal eki tamlayanda kullanılan ilgi ekinin yerine geçerek belirtili isim tamlaması kurulabilir.
"Resimlerin birini de ben alayım."
cümlesindeki "resimlerin biri" sözü belirtili isim tamlamasıdır. Biz bunu "resimlerden birini" biçiminde de söyleyebiliriz. Yani sadece tamlayan eki "-in" yerine, aynı işlevi gören "-den" hal ekini getirmiş oluyoruz.
Belirtili isim tamlamalarında bir tamlayan birden fazla tamlanana bağlanabileceği gibi, bir tamlanan birden fazla tamlayana da bağlanabilir.
"Evin bahçesi, odaları, mutfağı o kadar geniş ki ..."
cümlesinde "evin" tamlayan; "bahçesi, odaları, mutfağı" sözcükleri de tamlanandır.
2.BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI
Tamlayanın ilgi eki almayıp tamlananın iyelik eki aldığı tamlamalardır.
Bu tür tamlamalarda bir ismin başka bir isme aitliğinden çok bir nesne ya da kavram ismi oluşturmak esastır.
"Çocuğun elbisesini alacağız."
cümlesinde "çocuğun elbisesi" tamlaması belirtilidir.Bu tamlamada belli bir çocuğa ait elbiseden söz edilmektedir.
Biz bu tamlamayı;
"Çocuk elbisesi alacağız."
şeklinde söylersek yani "-nın" ekini kaldırırsak tamlama belirtisiz olur. Bu durumda belli bir kişiye ait elbiseden değil,genel bir elbise çeşidinden "çocuk elbisesi" nden söz etmiş oluruz.
Belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan tamlananın neden yapıldığını,neye benzediğini bildirebilir.
"Lahana turşusu" , "Erik hoşafı" , "Bulgur pilavı"
Bu tamlamalarda tamlayan tamlananın neyden yapıldığını bildirir.
"Deve kuşu" , "Kılıç balığı" , "Küpe çiçeği"
Bu tamlamalarda ise tamlayan tamlananın neye benzediğini bildirir.
3. TAKISIZ İSİM TAMLAMASI
Tamlayanı ve tamlananı ek almamış olan isim tamlamalarıdır.
Takısız isim tamlamalarında her iki unsur da ilgi ve iyelik eklerini almaz.
Bu tamlamalar iki grupta incelenir.
a)Bir şeyin neyden yapıldığını gösterir.
"Boynunda altın kolye vardı."
cümlesindeki "altın kolye" sözü kolyenin neyden yapıldığını gösterir.
"Cam vazo,çelik tencere,deri mont ..." tamlamaları da bunlara örnektir.
b)Bir şeyin neye benzediğini bildirir.
"Altın saçları rüzgarda dalgalanır."
cümlesinde "altın saç" takısız isim tamlamasıdır. bu tamlamada "saçlar" altına benzetilmiştir.
"Gül yanak, zeytin göz,tilki Rıfkı ..." gibi tamlamalar takısız isim tamlamasıdır.
4.ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI
Tamlayan,tamlananın veya her ikisinin kendi içinde başka bir isim tamlaması olduğu söz öbekleridir.
Zincirleme isim tamlamaları en az üç ismin bir araya gelmesi ile oluşur.
"Macera romanlarının okuyucusu çoktur"
cümlesinde "macera romanları" belirtisiz isim tamlamasıdır. Bu tamlamaya "-nın" eklenmiş ve tamlama "okuyucusu" tamlananına bağlanmış. Böylece iki tamlama iç içe girmiş ve zincirleme isim tamlaması olmuştur.
"Saka kuşunun ötüşü çok hoştu."
cümlesinde "saka kuşunun ötüşü" üç isimden oluşan zincirleme isim tamlamasıdır.Tamlayan "saka kuşu", tamlanan ise "ötüşü" sözcüğüdür.
Rüzgar olmak mümkün olsa Keşke Esip unutmak herşeyi...