Felsefe
--------------------------------------------------------------------------------
Yunanca seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen "phileo" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin. Buna göre, felsefe Yunanlılar için, ‘bilgelik sevgisi’ ya da ‘hikmet arayışı’ anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir.
Felsefe varlık ve düşünmeyi oluşturan ilkeler, gerçeklik ve nedenselliğin araştırılmasıdır. Çoğunlukla büyük filozofların çalışmalarının toplamına denilir. Filozoflar tarafından ortaya atılmış çeşitli soruların cevaplarının aranması anlamına gelir. Bir diğer tanımı bir tür kritik, yaratıcı düşünmedir. Bu anlamların herhangi biri ayrı olarak düşünülemez. Günlük kullanımda değişik anlamları olsada burada bir çalışma alanı olarak felsefe ele alınacaktır.
Konu başlıkları
Felsefenin konuları
Amaç ve yöntem
Felsefe Gelenekleri
Felsefenin Disiplinleri
Felsefe Akımları
Kelimenin Diğer Kullanımlar
İç Bağlantılar
Felsefenin konuları
Filozoflar genellikle varoluş veya varlık, ahlak veya iyilik, bilgi, gerçek ve güzellik konularıyla ilgilenmişlerdir. Tarihsel olarak bir çok filozof dini inançlara veya bilime de eğilmiştir. Filozoflar genellikle bilimin dışında kalan bu kavramlarla ilgili kritik sorular sorarlar. Felsefe nedir sorusunun cevabının aranması da bir felsefi uğraştır. Filozoflar genellikle şu soruların cevaplarını ararlar:
Gerçek nedir? Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız? Nasıl karar veririz?
Bilgi mümkün müdür? Bildiğimizi nasıl biliriz? Doğru bilginin kökeni ve sınırları ?
Ahlaken doğru veya yanlış hareketler (veya değerler, veya kurumlar) arasında bir fark var mıdır? Hangi hareketlet doğrudur, hangileri yanlıştır? Değerler mutlak mı, izafi midir? Yani nasıl yaşamak gerekir? Ahlakın kaynağı nedir ?
Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir? Gerçek olan şeylerin doğası nedir? Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi? Zaman ve mekanın doğası nedir? Düşünme ve düşüncenin doğası nedir? Birey olmak ne demektir?
Güzel nedir? Güzel şeylerin farkı nedir? Sanat nedir?
Din kavramının kökeni nedir ? Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır ? Tanrı var mıdır ?
Antik Yunan felsefesinde, yukarıdaki beş soru sırasıyla, analitik veya mantıksal, epistemoloji, etik, metafizik ve estetik olarak adlandırılırdı. Bunların dışında da konular vardı ve bu tanımlamaları ilk kez kullanan Aristo aynı zamanda politika, modern fizik, jeoloji, biyoloji, meteoroloji ve astronomi'yi de felsefenin konuları arasına almıştır. Yunanlılar Sokrates'in etkisiyle bir Analiz geleneği geliştirmişler ve konuyu daha iyi anlamak için parçalarına ayırmışlardır.
Diğer gelenekler bu tip tanımlalar kullanmamış veya aynı temaları ön plana çıkartmamıştır. Hint felsefesi Batı felsefesi ile benzerlikler taşısa da, binlerce yıldır felsefe ile ilgilenmiş olsalarda Japonca, Korece ve Çince'de felsefe kelimesi 19.yy'a kadar yoktu. Özellikle Çinli filozofların Yunanlılara göre farklı bir sınıflandırması vardı. Tanımlamaları da genel özelliklere değil çoğunlukla metaforikti ve aynı anda bir kaç konuya ilintiliydi [1]. Ancak batı felsefesinde de konular arasında kesin sınırlar yoktur ve 19.yy'a kadar batı filozoflarının çalışamalarında konusal bir ayrım yapılmamıştır. Gerçek felsefe Rönesans sonrası Alman İdealizmi sonrasında doruk noktasına ulaşmıştır.
Amaç ve yöntem
Felsefe diğer disiplenlerden sorgulama yöntemiyle ayrılır. Filozoflar, ilginç, harika veya şaşırtıcı buldukları bir konudaki şüpheleriyle ilgili anlaşılır örnekler verebilmek için, genellikle sorularını problemler veya bilmeceler olarak çerçevelendirirler. Bu sorular genellikle bir inanca ait varsayımlarla veya insanların karar vermek için kullandıkları yöntemlerle ilgilidir.
Filozoflar problemleri mantıksal bir şekilde ortaya koyarlar. Tarihsel olarak geleneksek mantıkın kıyaslarını, Frege ve Russell'dan itibaren de sembolik mantık kullanır ve daha sonra kritik okuma ve fikir yürütmelerle bir sonuca doğru ilerlerler. Sokrat gibi, tartışmayla, veya diğerlerinin ileri sürdükleri fikirlere cevap vererek, veya dikkatli kişisel düşünmeyle cevap ararlar. Filozoflar bu yöntemlerin birbirine göre üstünlükleirini tartışa gelmişler, örneğin felsefi "çözümlerin" nesnel, kesin yani gerçeklik hakkında bilgi veren mi; yoksa konuştuğumuz dilin mantığına açıklık kazandıran veya hatta kişisel terapi mi olduğunu sorgulamışlardır.
Dil filozofun en önemli aracıdır. Analitik felsefede felsefi yöntemle ilgili tartışmalar felsefe ve dille ilgiliydi. Kıta Avrupa'sı felsefesinde de benzer kaygılar vardır. Meta-felsefe, yani felsefenin felsefesi, feslefi problemlerin, felsefi çözümlerin ve problemden çözüme gidişteki yöntemlerin doğasını araştırır. Bu tartışmalar aynı zamanda dil ve yorum üzerine yapılan tartışmalarla da ilgilidir.
Bu tartışmalar da felsefenin konusunu oluşturur çünkü felsefenin kendisi de felsefi tartışmaların önemli bir parçası olagelmiştir.
Felsefe, yapısalcılık ve rekursivism gibi, parçalar arasındaki ilişkiler yoluyla da incelenmiştir. Bunun dışında, bilim felsefesi ve biofelsefe de vardır.
Felsefe Gelenekleri
Bir çok toplum felsefî sorunları araştırmış ve bir felsefe geleneği yaratmıştır. Avrupa-Amerikan akademik çevrelerinde "felsefe" terimi genellikle sadece Batı Avrupa medeniyetinin oluşturduğu felsefe geleneği olan Batı Felsefesi yerine kullanılır. Bunun coğrafi olarak karşısında yer alan Doğu Felsefesi çok farklı bir yapıya sahiptir.
Doğu ve Orta Doğu felsefe gelenekleri Batı filozoflarını etkilemişlerdir. Rus, Yahudi, İslam ve yakın zamanda Latin Amerika felsefe gelenekleri Batı felsefesine katkı sağlamış ve ondan ayrı olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Batı akademik filozoflarını iki geleneğe ayırmak mümkündür. "Batı felsefesi" tanımı geçen yüzyıl içinde sıklıkla bu iki gelenekten birinden diğerine doğru ağırlık kazanmıştır. İnsanlığın geleceği için karamsar sonuçlara ulaşma eğilimindedir.
Felsefenin Disiplinleri
Deontoloji
Devlet Felsefesi
Epistemoloji
Estetik
Etik
Hermeneutik
Hukuk Felsefesi
Metafizik
Ontoloji
Siyaset Felsefesi
Teoloji
Doğa Felsefesi
* Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi anlamında da kullanılır. Ör: Aristo felsefesi
* Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü anlamında kullanılır. Ör: Matematik felsefesi
* Bir trajediye felsefi yaklaşmak, duygusal reaksiyonlar yerine, entellektüel bir mesafeden bakmak anlamına gelebilir. Bu tanım Sokrates'la ilgili bir örnekten kaynaklanmaktadır. Sokrat baldıran zehrini içmeden önce sakin bir şekilde takipcileriyle ruhun doğasını tartışmıştır.
* Halk arasındaki kullanımıyla felsefe edinilmiş bilgi, veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır. Buna aynı zamanda dünya görüşü de denilir.
* Bir konuda soyut düşünmek anlamına gelir. Ör: "Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor." H.E. Adıvar
İç Bağlantılar
* Felsefe Tarihi
* Felsefi Düşünce
* İslam Felsefesi
Gelgelelim bence her felsefe her zaman kuramsaldır. Çünkü onun özünde, - araştırmasının doğrudan nesnesi ne olursa olsun - saf seyre dalış durumunu korumak, zorlamak değil araştırmak vardır. Öte yandan, pratik olmak, davranışı yönetmek, karakteri değiştirmek eski tutkulardır. Felsefe olgun bir içgörüyle sonunda onlardan el çekmelidir. Çünkü konu yaşamın değeri ya da değersizliği olduğunda, sorun kurtuluş ya da kargışlanma olduğunda belirleyici olan felsefenin ölü kavramları değildir. Tersine, belirleyici olan insanın en derindeki kendi doğasıdır, Platon'un söyleyeceği gibi, insana kılavuzluk eden cini kişi kendi seçmez, kılavuzluk edeceği kişiyi cin seçer. Bu cin, Kant'ın dile getirdiği gibi, insanın 'düşünülür karakteri'dir. Deha öğretilemediği gibi erdem de öğretilemez. Gerçekten, erdem söz konusu olduğun da, soyut kavramlar sanattaki gibi kısırdır. İki durumda da olsa olsa bir araç olarak kullanılabilirler. Bu yüzden törel dizgelerimizin, etiklerin insanları erdemli, kutsal kişiler olma konusunda isteklendirmesini beklemek estetiklerimizin ozanlar, müzisyenler esinlemesini beklemek gibi bir alıklık olacaktır.
Felsefe verileni yorumlayıp açıklamaktan fazlasını yapamaz. O yalnızca kendini herkese somut olarak açıkçası duygu olarak dile getiren dünyanın doğasını, akıl yetisinin seçik, soyut bilgisine getirebilir. Bununla birlikte, o, bunu olanaklı her bakımdan, her bakış açısından yapar.
Pythagoros “Başlangıcı; ilim sevgisi, ortası; insanın gücü kadarıyla varlıkların mahiyetini bilip tanıması, sonu da ilme uygun bir şekilde konuşup yaşamaktır.”
Platon “ Görülmesi mümkün olmayanın ilmi”
Aristo “İlk prensipler ve son sebepler hakkında bilgi”
Genel tanımı “Evren hakkında tefekküre dair bir bilgi, teemmüllü bir bilgi”, “Mutlak ilim”, “İlimlerin ilmi”, “İlimlerin izahı”
Descartes(1595-1650)”Felsefe sözünden hikmeti (bilgelik) incelemek anlaşılır. Bilgelikten de, insanın bilebildiği kadar, bütün şeylerin tam bilgisi anlaşılır.”
Hegel (1770-1830) “Önce genel olarak düşünce tarafından nesnelerin(eşyanın) derin bir şekilde incelenmesidir.”
İslam filozofları “Felsefe, eşyanın mahiyet ve hakikatını bilmek, varlığın sebebini açıklama gayretidir. İnsanın kendini bilip tanımasıdır.”
İslam filozofu El-Kindi(öl. M.S. 873) “Felsefe insanın kendisini tanımasıdır. Felsefe sanatların sanatı, hikmetlerin hikmetidir. Felsefe, insanın gücü yettiği sürece külli-edebi şeylerin hakikatlarını, mahiyetlerini ve sebeplerini bilmektir.”
Farabi (870-950) “Varolmaları bakımından varlıkların bilinmesi…”
Muyiddin ibn el-Arabi(1165-1240) “Nesnelerin hakikatlerini oldukları gibi bilmek ve onların varoluşları ile hüviyetleri konusunda hüküm vermek suretiyle, insan ruhunun olgunlaşmasıdır.”
Bertrand Russell “Felsefe henüz tam bilgi sahibi olmadığımız konularda kurguya (spekülasyon) başvurmak demektir”
Felsefe ne olmalı, felsefe ne gibi bir değer taşımalı konusu tartışmalıdır. Ondan ya olağanüstü açıklamalar beklenir ya da boş düşüncelerle bir tutularak, bir yana atılır. Ona ya alışılmamış anlamlı bir insan emeği olarak korkuyla bakılır ya da düş kurmalardan doğan can sıkıcı konuşmalar diye yergi yağdırılır. Felsefe ya her insanı ilgilendiren bir sorun diye anlaşılır, bu yüzden temeli bakımından yalın ve anlaşılır olması gereği öne sürülür ya da çetin sayılarak onunla ilgilenmenin umutsuz insan işi olduğu kanısına varılır. Felsefe adı altında ortaya çıkan, gerçekte, bu karşıt yargıları içeren örnekleri gündeme getirir. (...)
Felsefeyi yadsıyan, bilmeden kendince bir felsefe geliştirir.
Böyle evrensel ve özel bir düşünme biçimi içinde kendini ortaya koyan felsefe nedir?
Grekçe Philosoph (philosophos) sözcüğü sophos sözcüğüne karşıt oluşmuştur: Kendisinde bilgi bulunan, bilen kimseden ayrı olarak, bilgiye seven anlamına gelir. Sözcüğün bu anlamı bu güne değin şöyle süregeldi. Gerçekliğin aranması, felsefenin özü gerçekliğin elde bulundurulması demek değildir; felsefe bu durumu belli bir kanıya saplanmadan açığa çıkarabilir; bu olay önermelerde açıklanan, kesin, değişmez ve yarar gözetilen bilgi içinde görülür. Oysa felsefe belli bir yolda olma demektir. Felsefenin soruları yanıtlarından daha önemlidir, her yanıt, yeni bir soruya dönüşür.
Ancak bu yol-da olmak- zaman içinde insanın yazgısı derin bir doyum olanağını özünde saklar, bir yetkinliğin yüksek anında bulunur. Bu yetkinlik açıklanabilen bir bilinçlilik içinde, önermelerde, insanın kendi özüyle ilgili açıklamalarında değil, oluşun kendiliğinden ortaya çıktığı insan varlığının tarihsel gerçekleşmesinde bulunur. Bu gerçekliği her zaman içinde bir insanın bulunduğu durumda kazanmak, felsefeyle ilgili düşünmenin anlamıdır.
Karl Jaspers, Felsefe Nedir, ( Felsefeye Giriş bl.)
Çev. İ.Zeki Eyüboğlu, İstanbul, Say Yayınları 2001, s.53-58
--------------------------------------------------------------------------------
Başka uygarlıkların Bilgeleri vardır, ama Yunanlılar daha alçakgönüllü olmakla da kalmayan bu “dostlar”ı sunarlar. Bilgenin ölümünü onayan ve onun yerine filozofları, bilgeliğin dostlarını, bilgeliğini arayan ama biçimsel olarak ona sahip olmayanları geçirenler, Yunanlılar olsa gerektir. Ne ki, filozof ile Bilge arasında, bir merdivenin basamaklarındaki gibi bir aşama farkı olmayacaktır yalnızca: Doğu’dan gelmiş yaşlı bilge belki figürler aracılığıyla düşünmektedir, oysa ki filozof, Kavram’ı keşfeder, onu düşünür.(...)
Filozof kavram dostudur, kavram üretme gücünü içinde taşır. Bu, felsefenin basit bir kavram oluşturma, keşfetme, üretme sanatı olmadığını söylemek demektir, çünkü kavramlar ille de birtakım formlar, ürünler ya da keşifler değillerdir. Daha zorlu bir tanımla felsefe kavramlar yaratmayı içeren bir disiplindir.(...) Daha doğrusunu söylemek gerekirse, kesin anlamda kavram yaratmak yalnızca felsefeye ait olsa da, bilimler, sanat ve felsefeler, hepsi birden yaratıcıdır. Kavramlar, gök cisimleri gibi tamamlanmış olarak bizi beklemezler.(...)
Felsefe temaşa (contemplation) değildir, düşünüm (reflexion) veya iletişim (Communication) de değildir. Temaşa değildir, zira temaşa edilenler, kendi öz kavramlarının yaratılışı içine gömülmüş bir halde şeylerin kendileridir. Düşünüm değildir, çünkü hiç kimse, her ne üstüne olursa olsun düşünümlemek için felsefeye gereksinmez; felsefeyi düşünce sanatı yapmakla ona pek büyük paye verildiği sanılır, oysa her şey elinden alınmaktadır, zira ne matematikçiler matematikçi olarak matematik üzerine düşünmek için; ne sanatçılar, resim veya müzik üzerine düşünmek için filozofları beklemişlerdir.(...) Ve felsefe, kavram değil “uzlaşma” (consensus) yaratmak için, yalnızca görüşlerin (opinions) içindeki gücüyle iş gören iletişimde de hiçbir nihai sığınak bulamaz. Dostlar arasında batılı anlamda demokratik bir tartışma düşüncesi en ufak bir kavramı dahi asla üretememiştir; bu düşünce Yunanlılardan gelmedir.Temaşa, düşünümleme,iletişim birer disiplin değil, ama bütün disiplinler arsındaki tümelleri oluşturan makinelerdir.(...)
İmdi tarihlenmiş, imzalanmış ve vaftiz edilmiş olsalar da kavramlar ölmemek için kendilerine özgü bir şekilde direnirler, yine de yenilenme, değiştirilme, sıçrama yapma türünden zorlamalara maruz kalırlar ve felsefeye, her anı, her köşesi korunan ve geçip giden, ama zamanın dışında geçip giden bir tarih ve coğrafya veren de bunlardır.(...)
Felsefenin ululuğunun tastamam hiçbir şeye yaramamak olduğu yollu yanıt, gençleri bile artık eğlendirmeyen bir rüküşlüktür. Her türlü şıkta, bizim metafiziğin ölümü ya da felsefenin aşılmışlığı türünden sorunlarımız asla olmadı: yararsız yorucu zevzekliklerdir bunlar. Bugün sistemlerin çöküşünden söz ediliyor, oysa ki değişen yalnızca sistem kavramıdır. Eğer kavramlar yaratmak için yer ve zaman varsa, buna başvuracak işlemin adı her zaman felsefe olacaktır, ya da eğer ona başka ad verilseydi bunun farkına bile varılmayacaktı.